Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık - Ceza İnfaz Kuralları
Ceza İnfaz Kuralları
07-11-15 / Ersan Şen

Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin işlendiği iddia edildiğinde, ilk olarak yargılama kuralları devreye girer, yapılan ceza yargılaması sonucunda sanığın suçu sabit görüldüğünde hapis veya para cezasına karar verilir. Mahkemece verilen bu karar kesinleştiğinde, bu defa cumhuriyet başsavcılığı ceza infaz kuralların uygulamak suretiyle cezanın infazını gerçekleştirir. Bunun anlamı, “mahkumiyet/hükümlü” sıfatını alan bireyin cezası keyfi değil, yine kanunla tanımlanan kurallar çerçevesinde infaz edilmesi demektir. Cezalar; hapis ve para cezaları olarak ikiye ayrılır. Hapis cezalarının infazı; 1- İnfaz, hükümlünün bir yerde kapalı tutulması, asgari hak ve hürriyetleri kullanmak kaydıyla kapalı bir alanda yaşamaya mecbur bırakılması, bazı hak ve hürriyetleri kullanamaması veya kısıtlı kullanması suretiyle yerine getirilir. İşlenen suçun türüne ve cezaların ağırlığına göre değişen cezaevi tipleri vardır. Genel olarak bilinen iki tür cezaevi; kapalı ve açık cezaevlerinden oluşur. 2-Kasten (bilerek ve isteyerek) işlenen suçların 3 yıl ve taksirle (tedbirsizlik ve dikkatsizlikle) işlenen suçların 5 yıl süreli hapis cezaları, infaz savcılığı tarafından hükümlüye gönderilen infaz davetiyesinin tebliğinden itibaren onuncu günün sonunda hükümlünün infaz için savcılığa gitmesi veya bu süre geçse bile yakalanmadan, infaz savcılığına başvurması halinde doğrudan açık cezaevinde çektirilirler ve hükümlüye, Ceza İnfaz Kanunu m.105/A’da öngörülen koşullu salıverilmeye 1 yıl kaldığında uygulanan denetimli serbestlikle erken salıverilme kuralı uygulanır. Aksi halde, yeni yani hapis cezası kasıtlı suçta 3 yıl ve daha az, taksirle suçta 5 yıl ve daha az hapis cezası olsa bile, davete icabet etmeyen hükümlü kapalı cezaevine koyulur ve burada cezasının 1/5’ini çekmedikçe de açık cezaevine ayrılma ve denetimli serbestlik ile koşullu salıverilme hakkından yararlanamaz. Yeri gelmişken, birden fazla hapis cezasına mahkum edilen kişinin cezaları yalnızca koşullu salıverilme süresi bakımından toplanmalı, bunun dışında kalan örneğin ceza infazının ertelenmesi veya denetimli serbestlik yönünden bu topluma yapılmamalı, her bir ceza bağımsız kabul edilmelidir. Ancak uygulamada, cezaların toplanmasının yalnızca koşullu salıverilme bakımından değil, hükümlünün aleyhine olacak şekilde diğer müesseseler yönünden de uygulandığını görmekteyiz. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine benzer hatalı uygulama, hapis cezası infaz edilen kişinin aynı zamanda tutuklu olması durumunda, CMK m.102’ye göre işletilmesi gereken tutukluluk süresinin hesaba dahil edilmemesinde de yaşanmaktadır. Bunun gibi, yasal hiçbir düzenlemede bulunmadığı halde temyiz kanun yolunda, yani Yargıtay incelemesinde geçen tutukluluk süresinin yine hesaba dahil edilmediğini, bunun da yasal dayanağı olmadığını ifade etmek isteriz. 3- 31 Aralık 2015 tarihine kadar Ceza İnfaz Kanunu m.105/A’dan yararlanabilmek için en az 6 ay açık cezaevinde kalma veya burada kalma hakkını kazanma süresi aranmayıp, hükümlü hakkında doğrudan Ceza İnfaz Kanunu m.105/A’da öngörülen denetimli serbestlikle salıverme müessesinin tatbiki yoluna gidilecektir. 4- Açık cezaevine koyulan veya bu yere girme hakkını kazanan hükümlünün denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme altında bırakılması, tüm cezanın çekildiği anlamına gelmez. Bunlar, iyi halli hükümlünün topluma döndürülmek suretiyle hapis cezasının infazını dışarıda tamamlaması için öngörülen müesseselerdir. Hükümlü kurallara uymazsa, dışarıda infaz edilecek tüm cezayı çekmesi için kapalı cezaevine koyulur. Bu nedenle, cezasının geri kalanını bihakkın çekinceye kadar dışarıda yaşama hakkını kazanan hükümlünün dikkatli hareket etmesi ve kurallara uygun davranması şarttır. 5-Hapis cezası süresinin kasti suçlarda 3 yılı ve taksirli suçlarda 5 yılı geçtiği durumlarda hükümlü, toplam cezasının 1/5’ini kapalı cezaevinde geçirmelidir. Örneğin; kasti suç işleyip beş yıl hapis cezası alan hükümlü bir yılını ve taksirli suç işleyip yedi buçuk yıl hapis cezasına mahkum edilen hükümlü de bir buçuk yılını kapalı cezaevinde çektikten sonra açık cezaevine ayrılma ve bu andan itibaren diğer şartların oluşması kaydı ile denetimli serbestlik ve koşullu salıverilmeden yararlanma hakkını kazanır. Ancak bu uygulama, 1 Haziran 2005 tarihi ve sonrasında işlenen suçlardan hüküm giyenler için geçerli olup, öncesini kapsamaz. 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlardan hüküm giyenlerin cezalarının en az 1/5’ini kapalı cezaevinde çekme şartı olmayıp, açık ceza evine ayrılma hakkı daha ilk infaz gününde kazanıldığında, eski suçlar yönünden hapis cezasının en az 1/5’inin kapalı cezaevinde infazı kuralı hükümlü aleyhine uygulanamaz. Ceza infazı ile ilgili kuralların derhal yürürlüğe gireceği, eski ve yeni tüm suçlar ile hükümlülerine uygulanacağı, bu kapsamda eski suçlar yönünden yeni Kanuna göre yapılan uyarlamalardan dolayı yeni İnfaz Kanunu kurallarının tatbik edileceği yönünde görüşlerin yasal dayanağı bulunmamaktadır. İlke şudur; failin veya hükümlünün aleyhine kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ağırlaştıran yeni kurallar uygulanamaz (İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin 21.10.2013 tarihli Del Rio Prada – İspanya kararı). Net olarak; 1 Haziran 2005 tarihinden önce suç işleyenler açısından hapis cezasının 1/5’inin kapalı cezaevinde geçirme şartının uygulanamayacağını, açık cezaevi hakkının hemen başlayacağını ve buna göre denetimli serbestlik ile koşullu salıverilme müesseselerinin dikkate alınması gerektiğini ifade etmek isteriz. Para cezalarının infazı; 1- Para cezalarının peşin veya taksitle tahsili esastır. Para cezaları ertelenemez, ödenmeyen para cezaları yerine uygulanan tazyik (zorlama) hapsi de denetimli serbestlik ile koşullu salıverilme müesseselerine konu edilemez. Bu yasakların doğruluğunu veya yanlışlığını burada tartışacak değiliz. Belirtmeliyiz ki, para cezaları ertelenebilmeli, ödenmeyen para cezalarının hapse dönüştürülmesi yerine farklı yöntemler uygulanabilmelidir ki, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile ödenmeyen para cezalarının yerine kamuya yararlı işte çalıştırma rejimi kabul edilmiştir. 2- Ödenmeyen para cezaları günlüğü 100-TL’den tazyik hapsine dönüştürülür. Amaç, para cezasının ödenmesinin sağlanmasıdır ki, hükümlü para cezasını öderse dönüşen hapsin tümünün infazı beklenmeksizin dışarı çıkar. 3- Para cezasının ödenmemesi nedeniyle bir para cezasında en fazla üç yıl ve birden fazla para cezası yönünden azami beş yıl tazyik hapsine dönüşme gerçekleştirilir ve tazyik hapsinin infazı doğrudan açık cezaevinde yapılır. Bizce, hükümlü teslim olmasa bile yakalandığında kapalı cezaevine koyulmayıp, doğrudan açık cezaevine gönderilmelidir. Ceza İnfaz Kanunu’nun “Yakalama emri” başlıklı 19. maddesinin 3. fıkrasında,”Adli para cezasından çevrilen hapsin infazında hükümlüye öncelikle çağrı kağıdı gönderilir.” hükmüne yer verildiği görülmektedir. Buna göre, davete icabet etmeyen hükümlü hakkında yakalama emri çıkarılacağı gönderilen davetiyeye yazılır. Bunun anlamı, hükümlünün yakalandığında kapalı cezaevine koyulması demek değildir. Tazyik hapsinde, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme uygulanmadığı için bunun aksi de düşünülemez. 4- 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 106. maddesini değiştiren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesine göre,5275 sayılı Kanunun 106. maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve on birinci fıkrasına “İnfaz edilen hapsin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya kamuya yararlı işte çalışmanın” ibaresi eklenmiştir. 5275 sayılı Kanun m.106/3’ün yeni haline göre,“Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün, hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması halinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir”. 5275 sayılı Kanun m.106/8’in yeni haline göre,“Hükümlü, hapis yattığı veya kamuya yararlı işte çalıştığı günlerin dışındaki günlere karşılık gelen parayı öderse hapisten çıkartılır veya kamuya yararlı işte çalıştırılma sona erer”. Bu yeni düzenleme, para cezasını ödeme gücü olmayan kişilerin sırf bu nedenle hapse koyulmasını engellemiş ve bunun yerine hükümlünün kamuya yararlı işte çalıştırılması öngörülmüştür. Kanun koyucu, ödenmeyen para cezalarından dolayı insanların hapse girmesini önlemeyi amaçlamıştır. Hükümlü, bir günde sekiz saat çalışmak suretiyle günde en fazla 4 gün karşılığı adli para cezasının gereğini yerine getirebilecektir. Örneğin, 10.000-TL adli para cezasına mahkum edilen hükümlünün bu cezayı ödememesinin tazyik hapsi karşılığı günlüğü 100-TL’den 100 güne karşılık gelmektedir. İnfaz Kanunu yeni m.106’ya göre, kurallara uygun şekilde kendisine gösterilen kamuya yararlı işte her gün 8 saat çalışan hükümlü, bu süreyi cezaevine girmeksizin 25 günde tamamlayabilecektir. Para cezasını miktarı arttıkça veya günlük çalışma saati azaldıkça, elbette kamuya yararlı işte çalışma süresi de uzayacaktır. Unutulmamalıdır ki, para cezasının ödenmemesi nedeniyle dönüşen tazyik hapsi nedeniyle uygulanan kamuya yararlı işte çalışma rejimi de bir tür ceza infazıdır. Bu infaz bitinceye kadar bireyin hükümlülük sıfatı devam eder. Son söz; kanun koyucu, 6545 sayılı Kanunda yaptığı bu değişiklikle önemli bir sorunu çözmüş ve ödenmeyen para cezaları konusunda deyim yerinde ise kanayan yarayı durdurmuştur. Ümit ederim ki, Türk Hukuku ceza infaz kurallarında da bir istikrara kavuşur ve alışkanlık haline dönüşen sürekli değişikliklere gitmez. İnfaz kurallarında değişiklik yapılacaksa da, bu yeni hükümler kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı aleyhine uygulanmamalıdır.