Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık - IŞİD
IŞİD
07-12-15 / Ersan Şen

Irak Şam İslam Devleti adlı ve kamuoyunda “IŞİD” olarak bilinen örgütün nereden çıktığı, kim tarafından desteklendiği, ardında kimlerin olduğu, mensup, silah ve para kaynağını nereden bulduğu, başta Irak ve Suriye olmak üzere bölgede bulunan devletler için ciddi bir tehlike haline nasıl geldiği veya bölge içi tehlike arz etmediği halde, basın yoluyla “ciddi tehdit” olarak gösterildiği konularında uzayıp gidecek birçok spekülatif, akıl oyunları içeren, hatta moral bozucu açıklama, tespit ve analizler yapılabilir. Ancak sahipsiz ve ordusuz bırakılan Irak’ın ve hatta Suriye’nin bütünlüğünün artık nerede ise konuşulmamaya başlandığı, Amerika Birleşik Devletleri işgalinin ilk yıllarında Irak Devleti’nin birlik ve bütünlüğünü dillerinden düşürmeyenlerin şimdi bu argümanı terk ettiği, IŞİD bahanesi ile başta Irak’ı ve devamında Suriye’yi kapsayacak şekilde coğrafi değişim ile göçlerin, yani insanların ırk, din ve mezheplerine göre ayrıştırıldığı görülmektedir. Kim ne derse desin emperyalist güçler, yıllar önce çizdikleri coğrafi ve insan haritalarının gereğini yerine gelebilmesi, bu sayede çıkarlarının korunabilmesi için yüksek çaba gösterip, işlerine geldiği zaman da “dost ve müttefik” olarak tanımladıkları bölge devletleri kendilerine destek olmaya davet etmekte, hatta bu konuda ısrarcı davranmaktadırlar. ABD’den gelen açıklamalarda; yıllar önce barış ve demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini getirmek için geldiğini söylediği Irak’ı terk ederken bıraktıkları hazin tabloya, bu defa kendilerine göre tanımladıkları terörü önlemek amacıyla daha güçlü bir şekilde müdahale edeceklerinin sinyalleri verilmektedir. Sözde insanlık adına karıştır, gel, işgal et, ardında birçok ölü ve yaralı insan bırak, sistemi ve orduyu dağıt, cini şişeden çıkart, düzeni geri getirilmesi çok zor olacak bir şekilde boz, “devlet” kavramını insanların kafasında yık, ülkeyi parçalanma riski, iç çatışma ve dış müdahale ile baş başa bırak, istediğin toplulukları silahlandır veya silahlanmasına sessiz kal, ondan sonra havadan ve karadan bu defa “terörü yok etmek ve insanlığı kurtarmak” için geleceğini söyle. Bu söz ve davranışlar ne kadar inandırıcı ve özgür iradeleri ikna edici olabilir, kıymetli okuyucuların takdir ve değerlendirmelerine bırakmaktayım. Artık anladık ki, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) mutlak bir başarı ile değilse de, mümkün olduğu kadar uygulamaya koyulmaya çalışılmaktadır. Başta ABD ve İngiltere net bir şekilde; Irak ile Suriye’yi ve belki de adını anmak istemediğim bazı bölge ülkelerini kapsayacak şekilde Kürt hakimiyetini artırmaya çalışmaktadır. Yapılan açıklamalar, icraat ve IŞİD’in bir bahane olarak kullanılmak suretiyle izlenen politikalar, bu niyeti gözler önüne sermektedir. Bu doğrudur veya yanlıştır noktasında bir tartışma yapacak değilim. Bizim için önemli olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin milli yararları ile kayıplarının ne olacağı ve bu durumun İsrail Devleti’ni ilgilendiren yanının ne olduğudur. Yine anlaşılmaktadır ki açık bir şekilde ABD, Irak (artık Bağdat denilen) Hükümeti’nde değişiklik istemektedir. ABD’nin, Irak Başbakanı Maliki’ye karşı olan tavrı bu niyeti tartışmasız ortaya çıkarmıştır. ABD ve İngiltere, yine kendi yapamadığı ve yapamayacağı bir değişimi de uygulamaya koymuştur. O da, 21. yüzyılın ikinci 10 yılında bölgesel insan göçleridir. Toplum ve topluluklar, Irak ve Suriye’de yer değiştirmekte ve ne pahasına olursa olsun göçe zorlanmaktadırlar. İşin ilginç yanı, bu göçlerin ve insanlık dramının önüne geçilmesi amacıyla uluslararası toplumun müdahale edeceği yönünde beklentidir. Belki bu beklenti gerçekleşecek ve yine Hollywood filmlerinde olduğu gibi Amerikan kahramanları ortaya çıkabilecektir. Bizim için işin zor yanı ise, bu filmi seyretmek zorunda bırakılmamızdır. Umarız sıra bize gelmez. Geldiğinde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve iç güvenliğin kat’i bir savunma ve karşı koyma içerisinde olacağı tartışmasızdır. Burada sorumluluk halka düşmektedir. Birlik ve bütünlük; bölgenin bu dağınıklığı, yaşanan insan kayıpları, göçler, zulüm ve bitmek bilmeyen kaos, bizim için çalışılması gereken ciddi bir ders ve ev ödevi olmalıdır. Hangi ırk, din ve mezhepten olursak olalım, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan ve bu vatanı toprağı bilip, Ülkesine ve Milletine bağlı olan herkes, kurdun sevdiği puslu havada ayakta kalmayı, birliği ve bütünlüğü desteklemeyi kendisine şiar edinmelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünü açık veya gizli tehdit eden iç veya dış unsur kim olursa olsun, biz bu oyunu bozarız. Son söz; unutulmamalıdır ki, sürdürülebilir hukuk devleti ve düzenin olmadığı yerde insanların can ve mal güvenlikleri de kalmaz.