Blog

Av. Selvacan Akpınar

YAZARIN MAKALELERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı İtirazının Sirayeti
16.10.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Selvacan Akpınar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” başlıklı 308. maddesi uyarınca; “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz”. Buna göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, Yargıtay ceza dairelerinden birisinin kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, ilgili kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda değerlendirilmesi için “olağanüstü itiraz” yoluna başvurulabilmektedir.

İnternet Haberciliğine ve Sosyal Ağ Kullanımına Müdahale Sınırı
13.08.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. İrem Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

İnternet kullanımının yaygınlaşması ile birlikte; İnternet Hukukunun önem kazandığı, özellikle de sosyal medyada paylaşılan içeriklerin görüntülenebileceği ve alıntılanabileceği çevrenin genişlediği, sosyal ağ kullanıcılarının sayılarının her geçen gün artması sebebiyle paylaşılan içeriklerin sayısının da arttığı ve dolayısıyla içeriklerin denetiminin zorlaştığı, hukuka aykırı olan veya suç unsuru taşıyan içeriklere yönelik müdahalelerin gerekli hale geldiği kabulünden hareketle bazı hukuki düzenlemelerin getirildiği ve konuya ilişkin yeni düzenlemelerin getirilmesinin amaçlandığı görülmektedir.

Gerekçeli Karar Hakkına İlişkin Savran Kararı
15.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Anayasa Mahkemesi; 28.01.2021 tarihli ve 2018/12600 başvuru numaralı “Salih Savran Bireysel Başvurusu” doğrultusunda başvurucunun esasa ilişkin iddialarının, verilen kararda hukuki değerlendirilmesinin yapılmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ve buna bağlı olarak adil/dürüst yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanma Zamanı
10.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Yazımızda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma zamanına ilişkin açıklamalara yer verilecek, ardından konu bazı suçlar özelinde değerlendirilecektir.

Cinsel Taciz Suçunda Sıfatın ve Durumun Sağladığı Kolaylıktan Faydalanma
06.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Cinsel taciz suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Cinsel taciz” başlıklı 105. maddesinin gerekçesinde “cinsel yönden, ahlak temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesi[1]” olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun kapsamına, kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etmeyecek nitelikteki cinsel davranışlar girmektedir. Suça konu olan cinsel davranışın vücut dokunulmazlığını ihlal edecek nitelikte olması halinde; TCK m.105 değil, suça konu fiilin niteliğine göre TCK m.102, 103 veya 104’de düzenlenen cinsel saldırı ve cinsel istismar suçları gündeme gelecektir. Cinsel taciz ile vücut dokunulmazlığını ihlal eden saldırı ve istismar suçları arasında en önemli fark, cinsel amaç taşıyan tacizde mağdurun vücuduna dokunulmaması, saldırı ve istismar suçlarında ise ani veya süreklilik taşısa da basit derecede veya nitelikli olacak şekilde vücuda cinsellik taşıyan fiillerle müdahale edilmesinden kaynaklanır. Rahatsız etme anlamını taşıyan taciz bir tür sarkıntılık olsa da, kanun koyucu sarkıntılık fiilini, mağdurun vücuduna ani ve devamlılık içermeyecek şekilde cinsel maksatlı dokunma olarak tanımlamıştır.

Hürriyeti Tahdit Suçunun Mağduru ve Korunan Hukuki Yarar
19.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” ifadesine yer verilmekle, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma/hürriyeti tahdit suçunun temel hali düzenlenmektedir.

Elkoyulan Eşyanın İadesi veya Elden Çıkarılması
21.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında ayrı maddelerde düzenlenen; hem taşıdığı amaç ve hem de uygulama yöntemleri bakımından farklılık arz eden “elkoyulan eşyanın iadesi” ile “elkoyulan eşyanın elden çıkarılması” kavramları, uygulamada karıştırılabilmektedir. Bu nedenle yazımızda; elkoymanın tanımı ve amacı ile birlikte, elkoyulan eşyanın iadesi ve elkoyulan eşyanın elden çıkarılması kavramları arasında bulunan farklar açıklanacaktır.

Gümrük Muafiyeti ile Ülkeye Sokulan Eşyanın Ticareti
12.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Ülkemizde bugüne kadar posta veya hızlı kargo yoluyla gelen eşyaya gümrük muafiyetleri uygulanmış olup, muafiyetin sınırı veya konusunda zaman içinde değişikliklere gidilmiştir. Posta veya hızlı kargo yoluyla gelen eşyaya yönelik muafiyet ve istisnalar, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenmektedir. Bununla birlikte, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararın 45, 62 ve 63. maddeleri ile 24.03.2014 tarihli ve 2014/7 sayılı Genelge de bahsi geçen muafiyetlere dayanak olabilmektedir.

Hata
06.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Ceza Hukukunda “hata” kavramı, kastı kaldıran hata ile kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere iki ana başlıkta değerlendirilmektedir. Hata konusu Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenirken, bu madde ile hatanın farklı hususlara ilişkin olabileceği öngörülmüştür. Kanun maddesinin fıkralarına göre genel bir şema oluşturmak bakımından doktrinde Özgenç’in ayırımından yararlanılabilir.

Boşanma Davalarında Kişisel Verilerin Kullanılması
26.04.2021 / Dr. Cüneyt Pekmez, Stj. Av. Selvacan Akpınar, Stj. Av. İrem Şen

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kabul edilmesi ile birlikte Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-d maddesinde “kişisel veri” tanımı öngörülmüştür. Hükme göre; kişisel veri kimliği belli veya belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü bilgidir. Hükmün gerekçesinde; “Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Bu bağlamda sadece bireyin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi onun kesin teşhisini sağlayan bilgiler değil, aynı zamanda kişinin fiziki, ailevi, ekonomik, sosyal ve sair özelliklerine ilişkin bilgiler de kişisel veridir. Bir kişinin belirli veya belirlenebilir olması, mevcut verilerin herhangi bir şekilde bir gerçek kişiyle ilişkilendirilmesi suretiyle, o kişinin tanımlanabilir hale getirilmesini ifade eder. Yani verilerin; kişinin fiziksel, ekonomik, kültürel, sosyal veya psikolojik kimliğini ifade eden somut bir içerik taşıması veya kimlik, vergi, sigorta numarası gibi herhangi bir kayıtla ilişkilendirilmesi sonucunda kişinin belirlenmesini sağlayan tüm halleri kapsar. İsim, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler gibi veriler dolaylı da olsa kişiyi belirlenebilir kılabilme özellikleri nedeniyle kişisel verilerdir.” denilerek, kişisel verilerin tahdidi olmadığı ve somut olayda bir gerçek kişinin doğrudan veya dolaylı olarak tespitini sağlayan her türlü bilginin kişisel veri olabileceği açıklanmıştır.

Apartman, Site ve İşyerlerinde Güvenlik Kamerası Kullanılması
10.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Son yıllarda apartman ve sitelerde güvenlik kamerası kullanılması yaygın hale gelmiştir. Güvenlik kameraları; huzur ve sükunun sağlanması, suçların önlenebilmesi, işlenmiş suçların faillerinin saptanabilmesi gibi amaçlarla yerleştirilmekte olup, bununla birlikte kişilerde özel hayatlarının gizliliğinin ihlal edildiği yönünde kaygı uyandırabilmektedir.

Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçu ve Dava Zamanaşımı Sorunu
29.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Çocuğun soybağını değiştirme” başlıklı 231. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”. Kanunun “Dava zamanaşımı” başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. TCK m.67’de dava zamanaşımı süresinin durması ve kesilmesi sebepleri düzenlenmiştir. TCK m.67’de gösterilen sebepler gerçekleştiğinde, ya durma sebebi ortadan kalktıktan sonra dava zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder ya da en fazla dava zamanaşımı süresinin yarısı kadar olmak üzere kesilme sebebiyle tekrar başlayan zamanaşımı uzar.

Son Değişikliklere Göre Altın İthalatı
05.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

İşlenmemiş altın ithalatı ve ihracatı, ülkemiz için önem taşıyan iktisadi faaliyetlerdendir. Altın ; hukuk düzenimizce ithali, yani yurtdışından getirilmesi veya getirtilmesi yasak madde ve madenlerden değildir.

Doğrudan Soru Yöneltmenin Müşteki Vekili Bakımından Değerlendirilmesi
17.11.2020 / Stj. Av. İrem Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Ceza muhakemesinde yapılan kovuşturma, her zaman mağdur veya suçtan zarar görenler tarafından yeterli görülmeyebilir. Bu durum karşısında mağdur ve suçtan zarar görene tanınmış en önemli imkanlardan birisi kamu davasına katılma müessesesidir.