Uzmanlık Alanlarımız

Ceza Hukuku

Ceza yargılamasında, iddia eden, iddia ve suçlama, suçlanan ve yargılanan vardır, fakat henüz mahkûmiyet ve mahkûm, yani kesin hüküm ve hükümlü yoktur. Bu durum temel hukuk doktrinlerinden olan “suçsuzluk karinesi” gereği ortaya çıkmıştır. Suçsuzluk karinesi, bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça suçlu sayılmamasını ifade eder.

Kuruluşundan bu yana faaliyet gösterdiği ceza hukuku, uzmanlık alanlarının başında gelmektedir. Alanında tecrübeye sahip avukatlarımız soruşturmanın başından kovuşturmanın sonuna kadar, sürecin her aşamasını büyük bir titizlik ve itina ile takip etmekte ve müvekkillerini temsil etmektedir. Büromuz ceza hukukunun her alanında çalışmalarını etkin bir biçimde yürütmekte olup, çalışma anlayışı, müvekkillere yaklaşımı ve tecrübesi ile adından yıllardır başarıyla söz ettirmektedir.

Bu çerçevede; Ceza ve Ceza Usul Hukuku Departmanımız akademisyenlerin de içinde bulunduğu hukukçu kadrosu ile hukukun evrensel ilke ve esaslarını önder kabul ederek, ceza hukuku alanında uzmanlaşarak soruşturma ve kovuşturma işlemleri ile şikâyet ve davalarda etkin ve hızlı çözümler sunmaktadır. Ekibimizin bu alanda yıllara dayanan tecrübesi, mevzuata ve mahkeme kararlarına ilişkin geniş bilgiyi uygulamada karşılaştığı yüzlerce hukuki sorunu başarıyla ele alması, bilgi birikimini profesyonel olarak uygularken insan hak ve özgürlüklerine verdiği değer, müvekkillere titiz, sonuç odaklı, başarılı, hızlı ve etkin bir hizmet sunulmasını sağlamaktadır.

İdare ve Vergi Hukuku

Gerçek ve tüzel kişilerin idare karşısında korunması kapsamında, iptal ve tam yargı davaları açılması, Kamu İhale Kurumu kararlarının iptali, bakanlıklar, kamu tüzel kişileri, belediyeler ve idarelerin tasarruflarına karşı iptal davası açılması, kamulaştırma kararları kapsamında uzlaşma görüşmelerine katılınması ve idare mahkemesinde dava yoluna başvurulması, idarenin düzenleyici işlemlerine karşı hukuki yollara başvurulması, yabancı ve yerel şirketlerin kuruluş aşamalarında kamu makamları nezdinde gerekli izin ve başvuruların yapılması konularında müvekkillerimize danışmanlık ve dava hizmeti sunmaktayız.

Gerçek ve tüzel kişilerin maruz kaldığı Vergi Hukuku konusuna giren sorunların güncellenen mevzuatlar ışığında; dava öncesi uzlaşma sürecinin yürütülmesi, dava yoluna başvurulması gereken hallerde dava takibinin sağlanması, vergi cezalarının iptali işlemleri ve düzeltme talepleri konularında müvekkillerimize uzman ekibimizle hukuki danışmanlık ve dava hizmeti sunmaktayız.

Anayasa Hukuku

6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanuna eklenen geçici 1. maddenin 8. fıkrasına göre; 23.09.2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhinde yapılacak bireysel başvurular Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmektedir. 6216 sayılı Kanunun 45. maddesinde “bireysel başvuru hakkı” tanınmış olup, mevcut durumda İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuruları “etkili hukuk yolu” kabul etmektedir. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun esastan incelenebilir olması için, sözkonusu başvurunun Anayasa Mahkemesi’nin kişi, konu, yer ve zaman yönünden yetkisi içinde olması gerekmektedir. Bu gereklilik İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi yönünden de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi’ne başvuru süresi, başvuru yollarının tüketilmesinden itibaren 30 gündür.

Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetimiz; Anayasada güvence altına alınan temel hak ve hürriyetlerden, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında öngörülen herhangi bir hakkın kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılması, bireysel başvuru yapılmasından önce ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğinin tespiti, bu kapsamda bireysel başvurunun kabul edilebilirlik şartlarının incelenmesi, başvurunun 6216 sayılı Kanuna ve İçtüzükte belirtilen şartlara uygun olup olmadığının belirlenmesi, başvuruya konu hak ihlallerini destekleyici emsal kararların sunulması, Adalet Bakanlığı’nın görüşüne cevap hazırlanması gibi, 6216 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen bir bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi nezdinde takibine ilişkindir.

İnsan Hakları Hukuku

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin denetim organı İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’dir. Avrupa Konseyi üyesi 47 devletin tümü Sözleşme’ye taraftır. Türkiye, Sözleşme’yi 4 Kasım 1950 tarihinde imzalamış, 10 Mart 1954 tarihli ve 6366 sayılı Onay Kanunu ile 19 Mart 1954 tarihli ve 8662 sayılı Resmi Gazete’de yayımlamıştır. Onay belgeleri, 18 Mayıs 1954 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmiş ve Sözleşme, Türkiye bakımından bu tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözleşme’de, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde güvence altına alınan medeni ve siyasi hakların sınırlı bir bölümüne yer verilmiştir. Bu sınırlı haklar listesi, daha sonra yürürlüğe giren protokollerle genişletilmiştir. 2015 yılı Mayıs ayı itibariyle, Sözleşme’ye ek (toplam) 16 Protokol bulunmaktadır. Sözleşme’nin kapsamı, Protokollerle eklenen yeni haklarla genişlemektedir. Fakat bu genişleme, sadece Protokolleri onaylayan devletler açısından geçerlidir.

Mevcut durumda, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne bireysel başvuruların, iç hukuk yollarının tüketilmesinden itibaren altı ay içerisinde yapılması gerekmektedir. Ancak Sözleşmeye Ek 15 Numaralı Protokolün yürürlüğe girmesiyle birlikte bu süre dört aya düşürülecektir. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ne Ek 15 Numaralı Protokol, 24 Haziran 2013 tarihinde imzaya açılmış, henüz yürürlüğe girmemiştir. Protokol'ün yürürlüğe girmesi için, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'ne taraf bütün devletlerin Protokol’ü onaylaması gerekmektedir. Bu süreç tamamlanıncaya kadar, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'ne bireysel başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmesinden itibaren altı ay içerisinde yapılmasına ilişkin kural uygulanmaya devam edecektir. Mevcut durumda, henüz onaylamayan üye devletler

Bosna Hersek ve İtalya’dır. Bu iki üye devlet onayladıktan sonra Protokol yürürlüğe girecektir. Ayrıca Protokol’ün 7. maddesine göre yürürlük tarihi, tüm üye devletler onayladıktan itibaren 3 aylık bir sürenin sona ermesini izleyen ayın birinci günüdür. Türkiye, Protokol’ü 13 Eylül 2013 tarihinde imzalamıştır. 30 Ocak 2016 tarih ve 6668 sayılı Onaya Uygun Bulma Kanunu, 18 Şubat 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Protokol’ün onaylanmasını kararlaştıran 29 Şubat 2016 tarih ve 2016/8577 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Protokol’ün resmi Türkçe çevirisi, 17 Mart 2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 2 Mayıs 2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmiştir. Mevcut durumda, Türkiye yönünden 15 No’lu Protokol yürürlüğe girmiştir, ancak İHAS’a taraf tüm devletlerin onayı ile birlikte dört aylık süre uygulamaya girecektir.

Hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetimiz; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ile Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerde güvenceye alınan insan hak ve hürriyetlerinin ihlali iddiasıyla İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’ne başvuru yapılması, başvurunun yapılmasından önce iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğinin tespiti, bu hususta “etkili hukuk yolu” kabul edilen Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapıldığının belirlenmesi, derece mahkemelerinde görülen yargılamaya ilişkin dava dosyalarının incelenmesi, başvurunun kabul edilebilirlik kriterlerine uygunluğunun kontrol edilmesi ve ihlale konu müdahalenin esasına ilişkin değerlendirme yapılması, Hükümet görüşlerine cevap hazırlanması gibi, şahsen veya temsilci vasıtasıyla yapılan başvurunun İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi nezdinde takibine ilişkindir.