Prof. Dr. Ersan Şen Gründer

Bildung

Ersan Şen hat als Vorsitzender der Abteilung für Öffentliche Verwaltung der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul, als Vorsitzender der Abteilung für Rechtswissenschaften, als Mitglied des Senats der Universität Istanbul und als Mitglied des Fakultätsrats der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul gedient.

Herr Şen hat seinen Masterabschluss an der Rechtsfakultät der Marmara-Universität und seine Promotion im Öffentlichen Recht an der Universität Istanbul abgeschlossen. Seine Habilitation und Professur hat er im Bereich Strafrecht und Strafprozessrecht an der Abteilung für Rechtswissenschaften der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul erworben. Seit 2004 trägt Herr Şen den Titel Professor.

Herr Şen setzt seine berufliche Tätigkeit als Anwalt bei der Istanbul Bar Association fort.

Arbeitsbereiche

Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Dava ve Uyuşmazlık Çözümü Ceza Hukuku Vergi Hukuku Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Bireysel Başvuru İdare Hukuku Ceza İnfaz Hukuku

Sprachen

Türkisch
Englisch

Blog

Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk Mahkemesi Kararlarına Etkisi
14.09.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Dündar Can Yorgun

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Genel Hükümler” başlıklı Birinci Kısım, “Borç İlişkisinin Kaynakları” başlıklı Birinci Bölüm, “Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri” başlıklı İkinci Ayırım, “D. Yargılama” üst başlıklı ve “I. Ceza hukuku ile ilişkisinde” başlıklı 74. maddesinde; hakimin karar verirken, Ceza Hukukunun sorumlulukla ilgili hükümlerine, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararlarına, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararları ile bağlı olmadığı düzenlenmiştir.

Dolandırıcılık Suçunda “IBAN Mağdurluğu” ile Suça İştirakin İnce Çizgisi
12.09.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

Bu yazımızda; 12. Yargı Paketi Kapsamında 16.07.2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilip, 31.07.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 13. maddesi ile getirilen, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Nitelikli dolandırıcılık” başlıklı 158. maddesine 4. fıkra olarak eklenen kamuoyunda “IBAN mağdurları düzenlemesi” olarak bilinen hüküm incelenecektir. Yazıda; dolandırıcılık suçu hakkında kısa açıklama yapılıp, TCK m.158/4 ile getirilen düzenlemenin hukuki niteliği, uygulanma alanı değerlendirilecek ve bu hükmün iştirak bahsinde yer alan özellikle yardım etme bakımından uygulamada doğurabileceği sorunlara dikkat çekilecektir.

“Sahip Olma” Teorisi Kapsamında Hırsızlık ve Yağma Suçları
07.09.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Enes Efe

Bu yazımızda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.141’de düzenlenen hırsızlık suçu ile TCK m.148’de düzenlenen yağma suçunu birbirinden ayıran maddi unsurlardan “almak” fiili değerlendirilecek olup, Ceza Hukuku doktrininde kabul gören “sahip olma” teorisi uyarınca zilyetliğin sona ermesi ve “kesintisiz takip” kriteri ele alınarak, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 29.04.2026 tarihli, 2024/3255 E. ve 2026/35044 K. sayılı kararı ışığında, cebir veya tehdit fiilinin zamanlamasının suçun vasfına olan etkisi incelenecektir.

Avukatın İddia ve Savunma Dokunulmazlığı Kapsamında Kişisel Verilerle İmtihanı
04.09.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen,Av. Enes Efe

Kişisel veri kavramının tanımı ve kapsamı, kişilerin TCK m.136 kapsamında sorumluluğunun tespiti bakımından oldukça önemlidir. Hapis cezası gibi ağır yaptırım araçlarına sahip Ceza Hukukunun, kişisel verinin korunması hukuki menfaatini Kanunda suç ihdas ederek güvenceye alması isabetli bir tercih olmakla birlikte, bu suçun sınırlarının belirli olması “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi ile temel hak ve hürriyetlerin bir gereğidir. Bu sebeple, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kişisel veri tanımı yapılmalıdır. Kişisel veri, uygulamada hangi verinin kişisel veri sayılacağı hakkındaki tereddüdü giderecek şekilde kaleme alınmalıdır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda yer alan tanım somutluktan uzaktır. 6698 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi; “(...) Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,” kişisel veri saymıştır. 6698 sayılı Kanunda yer alan bu tanım çok geniş olup, Ceza Hukuku bakımından kişisel veri tanımının “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine uygun olarak daraltılması, öngörülebilir ve bilinir olması gerekir.

BAM Ceza Dairesinin Dosya Üzerinden Mahkumiyet Kararı Yerine Kesin Nitelikte Beraat Kararı Verme Sorunu
31.08.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan, Stj. Av. Alperen Kuvat

Bu yazımızda; bölge adliye mahkemelerinin, ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararını, dosya üzerinden inceleme yapmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.280/1-a ve m.303/1-a’da yer alan düzenlemeler uyarınca beraat kararı şeklinde değiştirmesi ve bu kararın kesin olarak vermesinin isabetli olup olmadığı değerlendirilecektir.