Prof. Dr. Ersan Şen Gründer

Bildung

Ersan Şen hat als Vorsitzender der Abteilung für Öffentliche Verwaltung der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul, als Vorsitzender der Abteilung für Rechtswissenschaften, als Mitglied des Senats der Universität Istanbul und als Mitglied des Fakultätsrats der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul gedient.

Herr Şen hat seinen Masterabschluss an der Rechtsfakultät der Marmara-Universität und seine Promotion im Öffentlichen Recht an der Universität Istanbul abgeschlossen. Seine Habilitation und Professur hat er im Bereich Strafrecht und Strafprozessrecht an der Abteilung für Rechtswissenschaften der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul erworben. Seit 2004 trägt Herr Şen den Titel Professor.

Herr Şen setzt seine berufliche Tätigkeit als Anwalt bei der Istanbul Bar Association fort.

Arbeitsbereiche

Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Dava ve Uyuşmazlık Çözümü Ceza Hukuku Vergi Hukuku Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Bireysel Başvuru İdare Hukuku Ceza İnfaz Hukuku

Sprachen

Türkisch
Englisch

Blog

Edimin İfasına Fesat Karıştırma Suçunda “İhale” Şartı
18.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Dündar Can Yorgun

Bu yazımızda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Edimin ifasına fesat karıştırma” başlıklı 236. maddesinde düzenlenen suçu açıkladıktan sonra, Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin ilgili kararı ışığında değerlendirmelerimize yer vererek, edimin ifasına fesat karıştırma suçunda “ihale” kavramına değineceğiz. Bir başka ifadeyle; edimin ifasına fesat karıştırma suçunun gerçekleşebilmesi için, ihale yapılması şart mı, bir ihale türü olmayan doğrudan temin usulü ile kamu idaresinin veya iştirakinin mal veya hizmet teminine konu olan edimin ifasının ayıplı veya eksik olması halinde, edimin ifasına fesat karıştırma suçu oluşur mu, bu suçun oluşması için ayıbın nitelikli olması zorunlu mu?

Hükümde Hukuka Aykırı Delilin İncelenme Sırası ve Delilin Reddi
16.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

Elde edilen hukuka aykırı delil dikkate alındığında dahi sanığın beraatına karar verilmesi gerektiği durumda, delilin hukuka aykırı niteliği dikkate alınmaksızın beraat kararı verilmesi yerinde midir?

Adli Tıp Raporları
15.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

“Adli Tıp Raporları” başlıklı yazımızın birinci başlığında; Anayasa Mahkemesi’nin 2021/125 E. ve 2023/213 K. sayılı, 05.06.2024 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan ve yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe giren kararı ışığında, 20.04.1982 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu ve 15.07.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar İle Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (bundan sonra 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi olarak bahsedilecektir) incelenmiştir.

Fiyatları Etkileme Suçu
12.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.237’e göre; “(1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir.

Bağlantılı Suçlarda Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı Sorunu
11.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz

İstinaf kanun yoluna ilişkin olarak Kanundan ve/veya uygulamadan kaynaklanan sorunlar, bireysel başvuru mekanizması aracılığı ile Anayasa Mahkemesi’nin (AYM’nin) önüne gelmeye devam etmektedir. Önceki çalışmalarımızda bilhassa; istinaf incelemesinin duruşma açılmaksızın gerçekleştirilmesi , incelemenin usule aykırı şekilde yürütülmesi ve bağlantılı suçlar bakımından istinaf incelemesi sonucunda dosyaların bölünmesi riskine dikkat çekmiş olup, sözkonusu sorunların adil/dürüst yargılanma hakkının sağladığı güvenceleri zedeleyebilecek nitelikte olduğunu vurgulayarak, bunların giderilmesine yönelik önerilerimizi ortaya koymuş, bağlantılı ceza davalarında hükmün kısmen kesinleşmesi durumunda, temyiz denetimine tabi olmayan hükmün kesinleşerek infaz edilebilir hale geldiğini, kesinleşmeyen hükmün bu infazın ertelenmesine veya durdurulmasına engel olmadığını, bu sakıncalı durumun ortadan kaldırılmasının ancak bir kanun değişikliği ile mümkün olduğunu ifade etmiştik.