Beyza Başer Berkün, LL.M. Avukat

Öğrenim

Bahçeşehir Üniversitesi, LL.M. (2022)
İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi (2010)



Çalışma Alanları

Dava ve Uyuşmazlık Çözümü Ceza Hukuku Vergi Hukuku İdare Hukuku Ceza İnfaz Hukuku

Akademik Çalışmalar

Yayınlar

Koşullu Salıverilme - Denetimli Serbestlik - Ceza İnfaz Sorunları (Prof. Dr. Ersan Şen - Av. Beyza Başer, Seçkin Yayıncılık, Beşinci Baskı, Ankara, Ocak 2019).

Diller

Türkçe
İngilizce

Blog

Yatırım Fonlarının Tasfiyesi: Yatırımcının Zararından Kim Sorumlu?
19.10.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

Sermaye piyasası yatırımcısı; yatırım faaliyetinin doğası gereği, kazanç ihtimali kadar piyasa riskini de üstlenir. Bununla birlikte; finansal piyasalarda olağan fiyat hareketlerinden doğan “ticari risk” ile sistem aktörlerinin yükümlülüklerini ihlal etmesinden kaynaklanan “operasyonel/hukuki risk” elbette birbirinden farklıdır. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK); 17.09.2026 tarihinde, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesi, bu iki risk kavramı arasındaki farkı ortaya koymuştur. Karardan etkilenen 455.758 tekil yatırımcı olduğu söylenmekte olup, süreç incelendiğinde bu durumun klasik anlamda ticari riskten ibaret olmadığı anlaşılmaktadır.

Seri Muhakeme Usulü ile Verilen Kararların Tekerrüre Esas Alınması Sorunu
13.10.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün, Stj Av. Mustafa Akarsu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.07.2026 tarihli, 2026/6-122 E. ve 2026/444 K. sayılı kararında; seri muhakeme usulü uygulanarak verilen ve kesinleşen mahkumiyet hükümlerinin, TCK m.58 kapsamında tekerrüre esas alınabileceğine karar verilmiş olup, bu karar, seri muhakeme usulü sonucunda kurulan hükümlerin mahkumiyet niteliğinde olduğu, CMK m.250/7 uyarınca güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına engel bulunmadığı ve bu hükümlerin tekerrüre esas alınmasını yasaklayan açık bir kanuni düzenlemenin mevcut olmadığı gerekçelerine dayandırılmıştır.

Hükümlünün Yurtdışında Tutuklanması Halinde Denetimli Serbestliğin Akıbeti
15.08.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.105/A uyarınca cezasının infazına denetimli serbestlik ile devam eden hükümlünün, yurtdışına çıkması ve yurtdışında tutuklanması halinde, denetimli serbestlikten kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi fiilen mümkün olamayacaktır. Bu durumda; hükümlünün yurtdışında tutuklu bulunması halinin geçerli mazeret olarak kabul edilip edilmeyeceği, denetimli serbestlik kararının kaldırılıp kaldırılmayacağı veya denetimli serbestliğe ara vermenin mümkün olup olmadığı konusunda tereddüt yaşanabilmektedir. İnfaz Kanununda ve Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nde bu durumu açıkça düzenleyen bir hüküm bulunmadığından; mevcut düzenlemelerin, denetimli serbestlik tedbirinin maksadına ve “hükümlü lehine yorum” ilkesine uygun şekilde tatbiki ile sonuca varılması gereklidir.

Değiştirilmiş/Change Araç ve Gümrük İşlemlerine Tabi Tutmadan Ülkeye Eşya Sokma Suçu
04.08.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Taner Akıncı, Av. Beyza Başer Berkün

İç piyasada üretilen ürünlerin, daha kaliteli veya ucuz ithal ürünlere karşı korunması ihtiyacı karşısında, gümrük işlemlerinin ve gümrükten geçen ürünlerin vergilerinin sıkı şekilde takibi gerekir. Yerli sermayenin desteklenmesi, döviz çıkışının azaltılması, cari açığın kontrol altına alınması gibi iktisadi sebeplerle; ithal ürünlere yüksek vergiler koyulmakta, bu durum ise sahtecilik ve kaçakçılık fiillerinde artışa yol açmaktadır.

Gümrük Kaçakçılığında Hazırlık ve İcra Hareketleri Ayırımı, Suça Teşebbüs, Suçun Tamamlanması ve Hata
16.07.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda düzenlenen gümrük kaçakçılığı suçlarında; suçun hangi aşamada icra edilmeye başlandığı, hangi hallerde teşebbüsün sözkonusu olduğu ve suçun ne zaman tamamlandığının tespiti failin ceza sorumluluğunun tespiti yönünden önemlidir. Özellikle gümrük sahasında yapılan kontroller sırasında failin henüz beyan yükümlülüğünün doğup doğmadığı, gümrük idaresine herhangi bir beyanda bulunup bulunmadığı ve eşyanın gümrük denetiminden çıkıp çıkmadığı hususları Yargıtay kararlarında belirleyici kriterler olarak kabul edilmektedir.