Prof. Dr. Ersan Şen Avukat

Öğrenim

Ersan Şen; İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanlığı, Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı, İstanbul Üniversitesi Senato Üyeliği ve İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Fakülte Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur.

Ersan Şen; Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Yüksek Lisansını, İstanbul Üniversitesi Kamu Hukuku Bölümü’nde doktorasını tamamlamış, Doçentlik ile Profesörlüğü ise, Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukuku alanlarında olmak üzere İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Hukuk Bilimleri Anabilim Dalı’nda elde etmiştir. Şen, 2004 yılından bu tarafa Profesör unvanı taşımaktadır.

Ersan Şen; İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine devam etmektedir.


Çalışma Alanları

Kişisel Verilerin Korunması Hukuku Dava ve Uyuşmazlık Çözümü Ceza Hukuku Vergi Hukuku Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Bireysel Başvuru İdare Hukuku Ceza İnfaz Hukuku

Diller

Türkçe
İngilizce

Blog

HSK Üyeliği Seçimlerine İlişkin AYM Kararı Üzerinden “Eylemli İçtüzük Değişikliği” Tartışmaları
03.12.2025 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz

Anayasa Mahkemesi (AYM); 10.11.2025 tarihli ve 33073 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 22.07.2025 tarihli kararında, 21.05.2025 tarihli Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyeliği seçimlerine dair Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) kararının Anayasaya aykırılığı iddiasını ele almış ve ihtilaflı kararın TBMM’nin çalışma usul ve esaslarına yönelik bir düzenleme içermediği gerekçesiyle anayasaya uygunluk denetimine tabi tutulamayacağı kanaatine vararak, dava konusu Meclis kararına ilişkin iptal talebinin görevsizlik nedeniyle reddine oyçokluğu ile karar vermiştir. Dört farklı gerekçenin ve dört karşıoy gerekçesinin yer aldığı karar birçok tartışmayı beraberinde getirmektedir. Bu kısa yazıda, eylemli İçtüzük değişikliklerinin denetimi konusunda AYM tarafından benimsenen yeni yaklaşım açıklanacak ve bunun sonuçları sorgulanacaktır.

Olayın Delilinin Bir Tanığın Açıklamalarından İbaret Olması
02.12.2025 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

Ceza muhakemesinde; “doğrudan olayla ilgili beş duyusuyla edindiği izlenimleri veya dolaylı olarak olayla ilgili edindiği izlenimleri anlatması” şeklinde tanımlanabilecek tanık beyanı kavramı, özellikle olayın delilinin bir tanığın açıklamalarından ibaret olduğu durumlarda ayrı önem arz etmektedir. “Duruşmada okunmayacak belgeler” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210/1’de; “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez.” düzenlemesine yer verilerek, olayın delilinin bir tanığın beyanlarına dayandırılması durumunda, bu tanığın duruşmada, yani ceza muhakemesinin kovuşturma aşamasında mutlaka dinlenmesi gerektiği, tanığın daha önce, yani soruşturma sırasında alınan ifadesine ilişkin tutanağın veya yazılı bir açıklamasının duruşmada okunmasının yeterli olmayacağı, dolayısıyla olayın delili tek görgü tanığının beyanlarından ibaretse, bu tanığın kovuşturma aşamasında yapılabilen duruşmada dinlenmemesinin açıkça hukuka aykırılık oluşturacağı ortaya koyulmuştur.

En Önemli Mesele “Kanunilik” ve Zamana Göre Değişmezlik
28.11.2025 / Prof. Dr. Ersan Şen

“Suçta ve cezada kanunilik” prensibi o kadar önemlidir ki; mevcut durum itibariyle “şahsi kusur sorumluluğu” ilkesi ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin, hatta suçsuzluk/masumiyet karinesinin bile önünde yer alır. Esasında kısaca “kanunilik” ilkesi diyebileceğimiz temel hak ve hürriyetlerin yaşayan en büyük güvencesinin tanımı kısa, net ve tartışmasızdır; hiç kimse kanunda açıkça suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Teorik bakımdan bu kolay tanım; Anayasanın 38, İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 ve özellikle de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi ile pozitif hukuk kuralları tarafından güvence altına alınmıştır. Peki bu güvence, temel hak ve hürriyetlerin en büyük koruyucusu kabul edilen “kanunilik” ilkesi ve bu ilkenin kişilere sağladığı varsayılan hukuk güvenliği hakkı bakımından yeterli midir? “Bireyin önceden bilme ve öngörme hakkı” olarak da nitelendirilebilecek “kanunilik” ilkesi, gerçekten işlevine uygun şekilde pratikte karşılık bulabilmekte midir?

TBMM Başkanlığına Sunulan 11. Yargı Paketi Teklifi
28.11.2025 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

31.07.2023 ve öncesinde işlenen suçlardan verilen cezaların infazında, açık cezaevine 3 yıl erken ayrılma ve +3 yıl denetimli serbestlik imkanı öngörülmektedir. Dosyası kesinleşmeyen veya infaza girip yakalaması olanlar da bundan faydalanabilecek.

Yargıtay’ın Eksik İnceleme ve Araştırma Sebebiyle Verdiği Bozma Kararı Sonrası Mahkemenin Uygulayacağı Usul ve Delil Toplanması
27.11.2025 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Enes Efe

İşbu yazımızda; “Kovuşturmada Re’sen Delil Araştırma ve Toplama Yetkisi” başlıklı yazımızla bağlantılı olarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda gösterilen vasıtalarla hukuka uygun yol ve yöntemlerle elde edilen deliller doğrultusunda suç için yeterli şüpheye ulaşılması sonucunda, Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma sonunda CMK m.170 uyarınca düzenlediği iddianame ve ekinde sunduğu deliller ile sanık ve müdafiinin duruşma hazırlığı evresinde toplanmasını ve yine CMK m.207 gereğince cumhuriyet savcısının ve sanık ile müdafiinin geç bildirse de ortaya koyulmasını istediği delillerin kovuşturma aşamasında ortaya koyulmasını ve ardından tartışılmasını, mahkemenin re’sen delil araştırma ve toplama yetkisinin olup olmadığı üzerinde durulacaktır.