Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık - 30.03.2020 Tarihine Kadar İşlenen Örgütlü Suçlarda Denetimli Serbestlik ve Örgütten Ayrılmanın Tespitinde Temadinin Kesilmesi Sorunu

Beyza Başer Berkün, LL.M.

Prof. Dr. Ersan Şen

30.03.2020 Tarihine Kadar İşlenen Örgütlü Suçlarda Denetimli Serbestlik ve Örgütten Ayrılmanın Tespitinde Temadinin Kesilmesi Sorunu
02.02.2024 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

I- 30.03.2020 Tarihine Kadar İşlenen Örgütlü Suçlarda Denetimli Serbestlik Süresi Nedir? Hükümlünün Cezasının Üçte Birini İnfaz Etmesi Şartı Aranır mı?

30.03.2020 tarihinden önce işlenen örgüt suçlarından (terör hariç) mahkum edilen hükümlüler hakkında; koşullu salıverilme oranı 2/3, denetimli serbestlik süresi ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (İnfaz Kanunu) Geçici m.6/1 uyarınca üç (3) yıl olarak uygulanır. İnfaz Kanunu Geçici m.6/1’de; (terör hariç) örgütlü suçlar istisna kapsamına alınmadığından ve Geçici m.6/3 uyarınca açık ceza infaz kurumuna ayrılma veya ayrılmayı hak etme şartı aranmadığından, bu hükümlüler hakkında üç (3) yıl denetimli serbestlik uygulanması mümkündür.

İnfaz Kanunu Geçici m.6/3 hükmünde; üç (3) yıl denetimli serbestlik süresinden, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerin de faydalanabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme; denetimli serbestliğin ön şartı olan “açık ceza infaz kurumuna ayrılma/ayrılmayı hak etme” kriterinin, Geçici m.6 kapsamına giren hükümlüler yönünden aranmayacağını, süre ve iyi hal şartını sağlayan hükümlülerin doğrudan kapalı kurumdan denetimli serbestliğe ayrılabileceğini ifade etmektedir.

İnfaz Kanunu m.9’a göre; suç örgütü kurmak, yönetmek suçlarından veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde maddede sayılan suçlardan mahkum olanların ceza infazlarının yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarında yapıldığı, 9. maddenin 5. fıkrasına göre hükümlünün farklı bir kuruma ayrılması için süreli hapis cezasının üçte birini yüksek güvenlikli kapalı kurumda geçirmesi gerektiği, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/1-c uyarınca da yüksek güvenlikli ceza infaz kurumunda olan hükümlülerin açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmesi için (diğer şartlar dışında) “toplam cezasının üçte birini kapalı kurumda infaz etmesi” gerektiği ileri sürülerek, Geçici m.6 kapsamına giren örgütlü suçtan hükümlünün denetimli serbestlik süresi azaltılamaz. Çünkü Yönetmelik m.6’da “açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları” düzenlenmekte olup; İnfaz Kanunu Geçici m.6/3 uyarınca, bu madde kapsamına giren hükümlülerin açık kuruma ayrılmasına veya ayrılmayı hak etmesine gerek bulunmamaktadır.

İnfaz Kanunu Geçici m.6; 105/A maddesine göre özel hüküm niteliği taşımakta olup, Kanunun yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarını düzenleyen 9. maddesinde yer alan “üçte bir infaz” şartı da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya ilişkindir. Üç (3) yıl denetimli serbestlikten faydalanmak için açık ceza infaz kurumuna ayrılma veya ayrılmayı hak etme şartını 30.03.2020 tarihine kadar işlenen ve istisna sayılmayan suçlar yönünden kaldıran İnfaz Kanunu Geçici m.6 karşısında, İnfaz Kanunu m.9’un tatbiki imkanı bulunmamaktadır.

Denetimli serbestlikte süre şartı yönünden uygulamanın bu şekilde yapılması gerekliliğine ek olarak; örgütlü suçtan aldığı ceza miktarı itibariyle, İnfaz Kanunu m.107/4 ve Geçici m.6’nın birlikte tatbiki suretiyle yapılan hesaba göre hükümlünün fiilen ceza infaz kurumunda yatarı bulunmasa bile, “iyi hal” zorunluluğu karşısında hükümlünün bir süre ceza infaz kurumunda tutulmasının mümkün olduğu söylenebilir. Geçici m.6’dan faydalanan örgütlü suçtan hükümlüler hakkında; iyi hal kararına ek olarak, örgütten ayrıldıklarına dair samimiyetin tasdiki kararı olarak bilinen İdare ve Gözlem Kurulu kararının arandığı, bu kararın verilmesine kadar geçecek sürede fiilen yatarı olmayan hükümlünün ceza infaz kurumunda tutulabildiği, hatta hükümlü hakkında olumsuz karar verilebildiği örneklerle karşılaşılmaktadır.

Hükümlünün örgütten ayrıldığının tespitinin Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/2-ç’de “açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartı” olarak öngörüldüğü, İnfaz Kanunu Geçici m.6’dan faydalanan hükümlüler hakkında açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartının aranmayacağı, iyi hal tespitine ilişkin İnfaz Kanunu m.89’da da bu şekilde bir düzenleme yapılmadığı, bu sebeple örgütten ayrıldığına dair samimiyetin tasdiki kararının aranmaması gerektiği ileri sürülebilir.

Bu görüşe; hükümlünün örgütten ayrılıp ayrılmadığı konusunun, İnfaz Kanunu m.89/1, 3 ve 5 uyarınca “iyi hal” değerlendirmesi kapsamında yapılmasının mümkün olduğu, Kanun koyucunun Geçici m.6’ya tabi olan örgütlü suçlardan hükümlülerin, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları tespit edilmediği halde iyileştirilmiş denetimli serbestlikten süresinden faydalanmasını amaçladığının düşünülemeyeceği, hükümlünün örgütten ayrılıp ayrılmadığına dair tespitin İnfaz Kanunu m.89/1’de yer alan “tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı” kriteri çerçevesinde ele alınmasına imkan sağladığı gerekçesiyle karşı çıkılabilir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 21.03.2022 tarihli, 2021/12375 E. ve 2022/2181 K. sayılı kararında; kanun yararına bozma talebi içeriğinde “5275 sayılı Kanunun 105/A maddesi bir bütün olarak geçici 6. madde ile birlikte ele alındığına, kapalı ceza infaz kurumunda yer alan iyi halli hükümlülerin de koşullu salıverilme tarihlerine 3 yıl kala bu hükümlerden yararlanabileceklerinin düşünüldüğü, terör ve örgütlü suçlar için ise, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin 6/2-ç maddesinde yer alan örgütten ayrıldıklarına dair idare ve gözlem kurulu kararının, hükümden yararlanılabilmesi için aranmadığıdenilmişse de, Yüksek Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı, konunun sadece süre şartı ve Geçici m.6/3 uyarınca açık kuruma ayrılma veya ayrılmayı hak etme şartının aranmayacağı yönlerinden ele alındığı, bununla birlikte karara konu olayda hükümlü hakkında örgütten ayrıldığına dair İdare ve Gözlem Kurulu kararı bulunduğu, Yüksek Mahkemenin karar gerekçesinde bu hususa da değindiği, aynı zamanda hükümlünün iyi hal tespitinin ilgili Kanun hükümlerine göre yapılacağı ve somut gerekçe göstermek kaydıyla idarenin takdirinde olduğunun da vurgulandığı görülmektedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin bu kararında; örgütlü suçtan hükümlünün Geçici m.6’dan faydalanabilmek için, açık kuruma geçmek için aranan “cezasının üçte birini yüksek güvenlikli kurumda geçirmesi” zorunluluğuna tabi tutulamayacağı açıkça ortaya koyulmuştur. Buna karşılık; açık kuruma ayrılma şartı olarak düzenlenen “örgütten ayrıldığına dair samimiyetin tasdiki kararı” verilmesinin, Geçici m.6 kapsamına giren hükümlüler yönünden de aranıp aranmayacağı konusunda karardan net bir çıkarım yapmak mümkün gözükmemektedir.

Kanaatimizce; İnfaz Kanunu m.89’da iyi halin tespiti ile ilgili olarak açıkça “hükümlünün örgütten ayrıldığının tespiti” ile ilgili bir zorunluluğun öngörülmemesi, bu zorunluluğun sadece hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılması konusunda Yönetmelik m.6/2-ç’de yer alması sebebiyle, hükümlü aleyhine uygulama yapılmaması, yani İnfaz Kanunu Geçici 6. madde kapsamına giren hükümlüler hakkında (iyi hal kararı dışında) örgütten ayrıldığına dair samimiyetin tasdiki kararı şartının aranmaması gerekir. Bir an için aksi kabul edilse bile, süre olarak fiili yatarı bulunmayan hükümlüler hakkında verilecek bu tür kararların geciktirilmemesi önemlidir.

II- Örgüt Üyeliğinde Temadinin Kesilmesi ve Hükümlünün Açık Kuruma Ayrılabilmesi için Örgütten Ayrıldığına Dair Karar Şartının Aranması

Örgütlü suçtan hükümlülerle ilgili bir başka sorun; hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmesi için “örgütten ayrıldığına dair samimiyetin tasdiki kararı” adı ile bilinen idare ve gözlem kurulu kararı alınması zorunluluğu ile örgütlü suçlarda temadinin kesilmesine dair Yargıtay içtihadından kaynaklanmaktadır. Yargıtay’ın örgüt üyeliğinde temadinin sanığın yakalanması ile kesileceğini genel kabul olarak ortaya koyduğu; sanığın yakalanmasından kastın ne olduğunun somut olayın özelliklerine göre belirlendiği, temadinin kesilmesinin olayın özelliğine göre yakalanma[1], gözaltına alınma[2], tutuklanma, başka suçtan tutuklanma[3], iddianame düzenlenmesi[4], cezanın infazı[5] aşamalarında gerçekleşebileceği, her halükarda ceza infaz kurumunda bulunan hükümlünün örgütle üyelik ilişkisinin sonlandığının kabulü gerektiği sonucuna varılmaktadır. Hal böyle iken; örgütlü suçtan hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılabilmesi için, hükümlünün örgütten ayrıldığına dair idare ve gözlem kurulu kararı bulunması şartının aranması çelişkili bir sonuca sebep olmaktadır. Bir düşünceye göre; temadinin kesilmesi ile ilgili Yargıtay kararlarında hükümlünün iradesi dışında örgütle bağının kesilmesinden söz edildiği, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/2-ç’de ise hükümlünün açık kuruma ayrılabilmesi için örgütten ayrıldığını tutum ve davranışları ile iradi olarak ortaya koymasının amaçlanması karşısında, Yargıtay içtihadı ve Yönetmelik hükmü arasında çelişki bulunmamaktadır. Karşı görüş ise; bir tarafta örgüt üyeliği suçunda temadinin geniş anlamda yakalama ile kesildiği kabul edilerek, sanığın yakalamadan sonra icra ettiği fiiller nedeniyle yeniden aynı suçtan yargılanıp mahkum olmasının önü açılırken, diğer taraftan infaz aşamasında bile örgüt üyeliğinin devam edebileceğini ortaya koyan Yönetmelik hükmü ile açık kuruma ayrılmaya ilişkin genel şartlar sıkılaştırılarak, kişinin hem sanık ve hem de hükümlü konumunda iken dezavantajlı hale getirildiğini, infaz aşamasında temadinin kesildiği kabul ediliyorsa açık kuruma ayrılmak için örgütten ayrıldığına dair karar verilmesi gibi bir şartın getirilemeyeceğini, eğer açık kuruma ayrılmak için bu şart aranacaksa o halde kişi hakkında temadinin kesildiğinden bahisle aynı örgüte üyelikle ilgili birden fazla yargılama yapılıp mahkumiyet kararı verilmemesi gerektiğini, birisi yargılama ve diğeri infaz sürecinde olmak üzere iki olumsuz yaklaşımın birlikte uygulanmasının ağır ve çelişkili sonuçlara sebep olduğunu ifade etmektedir.

Kanaatimizce; kişi hakkında örgüt üyeliğinden kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığı sürece, suçsuzluk/masumiyet karinesi devam ettiğinden ve mütemadi suçun varlığı ancak yargılama sonunda belirleneceğinden, üyelik dolayısıyla verilen ilk mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi ile birlikte, infaz edilip edilmediğine bakılmaksızın temadinin kesildiği kabul edilmelidir[6]. Her durumda; örgüt üyeliğinden verilen cezanın infazı için ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü yönünden iradesi dışında da olsa temadinin kesildiğinin kabulünde sorun bulunmadığına göre, iradesi dışında da olsa örgütle bağı kalmadığı kabul edilen hükümlünün açık ceza infaz kurumuna ayrılması için örgütten ayrıldığına dair karar alınması şartının yeniden gözden geçirilmesi gerekir. Hükümlünün açık kuruma ayrılabilmesi için örgütten iradesiyle ayrıldığına ve iradesinin örgüte bağlı olmamaya yöneldiğinin tespiti istenmekte ise; Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/2-ç’de geçen “mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin” ibaresinin değiştirilmesi, bunun yerine örneğin “cezasının infazı sırasında mahkumiyetine konu örgüte yeniden katıldığına dair hakkında olumsuz tespit bulunmayanların” şeklinde bir ibarenin tercih edilmesi isabetli olacaktır.

 

[1] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 06.12.2023, 2021/1986 E., 2023/10034 K.; “Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup sanığın yakalanması ile temadi kesileceğinden, suç tarihinin sanık ...'in yakalandığı tarih olan 19.12.2018 yerine İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında 18.12.2018 olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur”.

[2] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 04.07.2023, 2022/33890 E., 2023/4705 K.; “Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, sanık ... bakımından İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin temadinin kesildiği ilk gözaltı tarihi olan ‘03.10.2017’ yerine ‘21.01.2019’ olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir”.

[3] Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 04.07.2023, 2023/1040 E., 2023/5634 K.; “Sanık ... hakkında atılı suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle, tutuklanma tarihinden sonra örgüt kapsamında başkaca eylemde bulunduğuna dair delilin de bulunmaması karşısında suç tarihinin sanık ...'in başka suçtan ceza infaz kurumuna girmiş olduğu 01.01.2011 tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür”.

[4] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 31.03.2023, 2022/34258 E., 2023/1788 K.; “Hakkında yakalama kararı verilen sanık yönünden suç tarihinin temadinin kesildiği iddianame tarihi olan ‘11.05.2016’ yerine İlk Derece Mahkemesi karar başlığında ‘11.10.2014’, Bölge Adliye Mahkemesi karar başlığında ‘10.01.2022’ olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak değerlendirilmiştir”. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 27.09.2017, 2017/1773 E. 2017/4977 K.; “…silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi etmesi ve hukuki kesintinin iddianame ile gerçekleşeceği gözetilerek…”.

[5] Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 17.03.2022, 2021/2264 E., 2022/1573 K.; “…sanığın hükümlü olup ceza infaz kurumunda devletin gözetimi ve denetimi altında bulunması, örgüt üyeliği suçlarında temadinin fiili olarak yakalanma ile kesildiği düşünüldüğünde, sanığın iradi dışı olarak örgütten ayrıldığının kabul edilmesinin gerektiği…”.

[6] Ersan Şen - H. Sefa Eryıldız, Suç Örgütü, Güncellenmiş 6. Baskı, Ankara, 2024, s.248.