Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık - Temyizde Duruşma Açılması ve Duruşmaya SEGBİS’le Katılma Hakkı

Prof. Dr. Ersan Şen

Hurşit Berkay Çalışkan

Temyizde Duruşma Açılması ve Duruşmaya SEGBİS’le Katılma Hakkı
05.06.2024 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Hurşit Berkay Çalışkan

Bu yazımızda; temyiz kanun yolunda Yargıtay ceza daireleri tarafından duruşmalı inceleme yapılması, tutuklu sanığın SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılabilmesinin mümkün olup olmadığı, katılan vekili veya sanık müdafiinin duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılabilmesinin mümkün olup olmadığı hususları, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri ışığında değerlendirilecektir.

  1. Temyiz Kanun Yolunda Duruşmalı İnceleme

Temyiz kanun yolu; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kanun Yolları” başlıklı altıncı kitabının, “Olağan Kanun Yolları” başlıklı ikinci kısmının, “Temyiz” başlıklı üçüncü bölümü altında, 286 ila 307. maddelerinde düzenlenmiş olup, temyiz kanun yolunda kural olarak bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararların hukuka uygunluğu denetlenmekte, bu doğrultuda maddi olay incelemesi yapılmadan yalnızca hukukilik denetimi yapılmaktadır. CMK m.288 uyarınca temyiz başvurusunun hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanabileceği, CMK m.294/2 uyarınca temyiz sebebinin ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabileceği düzenlenmiştir. Temyiz incelemesinde sebeple bağlılık kuralı geçerli olup, bu doğrultuda CMK m.294/1 uyarınca, temyiz başvurusunda hükmün neden bozulması gerektiğine ilişkin gerekçelerin gösterilmesi zorunlu olmakla birlikte, CMK m.289’da sayılan hukuka kesin aykırılık halleri temyiz başvurusunda ileri sürülmemiş olsalar bile, Yargıtay tarafından dikkate alınacaktır.

Temyize konu kararları düzenleyen CMK m.286/1 uyarınca; bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilecek olup, CMK m.286/2’de bu kapsamda olsa bile temyiz edilemeyecek kararlar belirtilmiş, CMK m.286/3’de ise ikinci fıkraya göre temyiz edilmesi mümkün olmayan kararların da temyiz edilebileceği istisnai suçlar sayılmıştır. CMK m.286 uyarınca temyiz edilmesi mümkün olan kararlara karşı, CMK m.291’de öngörülen süre[1] içerisinde temyiz kanun yoluna başvurulabilecek olup, CMK m.296 uyarınca temyiz isteminin hükmü veren mahkemece reddedilmemesi üzerine, CMK m.297 gereğince karşı taraf cevabını sunduktan veya cevap süresi[2] geçtikten sonra dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilir ve Başsavcılık tarafından temyiz başvurusuna ilişkin hukuki görüş içeren tebliğname düzenlenir.

Temyiz isteminin Yargıtay tarafından CMK m.298 uyarınca reddedilmemesi halinde, temyize ilişkin esastan incelemeye geçilecek, CMK m.299 ve m.300 doğrultusunda temyiz incelemesi duruşmalı yapılabilecektir. “Duruşmalı inceleme” başlıklı CMK m.299’un birinci fıkrasının ilk hali, “On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine veya re’sen duruşma yoluyla yapar. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir.” şeklinde düzenlenmiş, ancak 24.12.2017 yürürlük tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m.100 ve 08.03.2018 tarihli ve 7079 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun m.94 ile CMK m.299/1’de değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklik neticesinde Yargıtay’ın 10 yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde istem üzerine duruşma açma zorunluluğu kaldırılarak, duruşma açmak tümü ile Yargıtay’ın takdirine bırakılmıştır. Yürürlükte olan CMK m.299/1 uyarınca, “On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabilir. Duruşma gününden sanığa, katılana, müdafi ve vekile haber verilir. Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir”.

Bu çerçevede; CMK m.299/1’in değişiklik öncesi uygulamasında 10 yıl veya daha fazla hapis cezası alan sanığın talebi üzerinde her halde duruşma açıldığını, değişiklikle birlikte Yargıtay ceza dairelerine duruşma açmama kararı verme yetkisi tanındığını, CMK m.299/1 değişikliğinin yürürlük tarihinden sonraki kararlar bakımından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmaması hususunda Yargıtay ceza daireleri tarafından de facto bir uygulamaya geçildiğini, “takdiren duruşma talebinin reddine[3] gibi matbu veya sübjektif gerekçelerle incelemelerin duruşmasız yapılmasına karar verildiğini, halbuki duruşma açılmaması yönündeki bu kararların somut bir şekilde gerekçelendirilmesinin zorunlu olduğunu, uygulamada CMK m.299/1’in tanıdığı takdir yetkisinin  aşıldığını ve yasal düzenlemeye aykırı hareket edildiğini[4], nitekim adil/dürüst yargılanma hakkı kapsamında duruşmalı yargılanma hakkının da yer aldığını, her ne kadar yalnızca hukukilik denetimi yapılan temyiz kanun yolunda duruşmalı yargılama yapılmamasının adil/dürüst yargılanma hakkını kural olarak ihlal etmeyeceği ileri sürülse de, temyiz kanun yolunda dahi duruşma yapılması gereken haller olabileceğini, bu nedenle gerekçesiz bir şekilde kategorik olarak duruşma taleplerinin reddedilmesinin hak kaybına yol açtığını, tüm bu hususlar sebebiyle CMK m.299/1’in değişiklik öncesi halinin daha isabetli olduğunu belirtmek isteriz[5].

  1. Tutuklu Sanığın SEGBİS Aracılığıyla Duruşmaya Katılması

CMK m.299/1’de sanığın duruşmada hazır bulunabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, CMK m.299/2 uyarınca “Sanık, tutuklu ise duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz”. Kanun gerekçesinde bu düzenlemeye yönelik bir açıklama yapılmamış olup, “Tutuklu sanık duruşmaya katılmak isteminde bulunamaz.” ifadesiyle CMK m.299/2 gerekçelendirilmiştir.

Belirtmeliyiz ki; sorgu, maddi vaka ve delil tartışması yapılmayan, yalnızca hukukilik denetimi yapılan temyiz incelemesinde, sanığın duruşmaya katılmamasının adil/dürüst yargılanma hakkını zedelemeyeceği, sanık müdafiinin duruşmaya katılmasının yeterli olacağı, bu nedenlerle sanığın temyiz incelemesinde duruşmaya katılmasının zorunlu olmasının gerekmediği açık olmakla birlikte, tutuksuz sanığa duruşmaya katılma hakkı tanınmışken, tutuklu sanığa bu hakkın tanınmamasının “eşitlik” ilkesini ihlal ettiği, her ikisinin de hukuki statü olarak “sanık” sıfatını taşıdıkları gözetildiğinde eşit şartlara tabi tutulmaları gerektiği, bu nedenlerle tutuksuz sanık ile tutuklu sanığın duruşmaya katılma hakkının eşit olması gerektiği kanaatindeyiz[6].

Bu doğrultuda; temyiz incelemesinin niteliği gereğince, kanun koyucunun sanık müdafiinin duruşmaya katılmasını yeterli görmüş olabileceği ileri sürülebilirse de, bu hususun tutuksuz sanık bakımından da geçerli olacağı, bir diğer ifadeyle, tutuksuz sanığın müdafiinin de duruşmaya katılmasının yeterli olacağı, her durumda tutuksuz ve tutuklu sanıklar bakımından böyle bir ayırım yapılmasının yerinde olmadığı, bununla birlikte mevcut kanun hükmünün tutuklu sanığın duruşmaya katılma talebinde dahi bulunmayacağını açıkça düzenlediği, Kanunun gerekçesinde kanun koyucunun amacını ortaya koyacak bir açıklama yapılmadığı, bu konuda Kanunda herhangi bir istisnanın öngörülmediği veya kanun koyucunun amacının da gerekçeden anlaşılmadığı dikkate alındığında, mevcut yasal düzenleme gereğince tutuklu sanığın SEGBİS dahil hiçbir şekilde duruşmaya katılmayı talep edemeyeceğini, ancak bu düzenlemenin “eşitlik” ilkesine ve adil/dürüst yargılanma hakkına uygun olmadığını, tutuklu sanığın SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmayı talep edebilmesi gerektiğini, tutuklu sanığın temyiz duruşmasına fiziken katılmasının zorluğu ve güvenlik riski gibi bir sebeple bu düzenlemeye yer verildi ise SEGBİS’in bu soruna çözüm olacağını, bu yönde bir düzenlemenin, hem “eşitlik” ilkesine ve hem de adil/dürüst yargılanma hakkına daha uygun olacağını ifade etmek isteriz.

  1. Avukatın SEGBİS Aracılığıyla Duruşmaya Katılması

CMK m.299/1’in son cümlesi gereğince “Sanık, duruşmada hazır bulunabileceği gibi, kendisini bir müdafi ile de temsil ettirebilir.” ve temyiz duruşmasının usulünü düzenleyen CMK m.300/2 uyarınca “Duruşmada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya yerine görevlendirdiği Yargıtay Cumhuriyet savcısı, sanık, müdafii, katılan ve vekili iddia ve savunmalarını açıklar. Temyizi istemiş olan tarafa önce söz verilir. Her halde son söz sanığındır”.

CMK m.299 ve m.300’de yer alan hükümlerle duruşmalı temyiz incelemesinin usulü düzenlenmiş olup, delil değerlendirmesi ve maddi vaka incelemesi yapılmayan, yalnızca hukukilik denetimi yapılan ve verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan temyiz incelemesinde, duruşmaya sanık müdafii veya katılan vekili olan avukatın katılmasının adil/dürüst yargılanma hakkının bir gereği olduğunu, özellikle sanık müdafiinin savunma hakkı, müdafii yardımından yararlanma hakkı ile “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri uyarınca temyiz duruşmasına katılması gerektiğini, bu doğrultuda tarafların avukatla duruşmada temsil edilmelerinin olabildiğince kolaylaştırılması gerektiğini belirtmek isteriz.

Bu çerçevede; Yargıtay’da yapılan temyiz duruşmasına katılmak isteyen katılan vekili veya sanık müdafiinin, SEGBİS aracılığıyla bu duruşmaya katılabilmesi gerektiğini, bu konuda kanuni bir engel bulunmadığını, nitekim Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik m.21’de yer alan “SEGBİS, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemeleri dahil kanun yolu makamlarınca ve Ceza Muhakemesi Kanununun uygulandığı durumlarda da kullanılabilir.” düzenlemesiyle, SEGBİS’in Yargıtay’da da kullanılabileceğinin açıkça düzenlendiğini, bu doğrultuda avukatların da SEGBİS aracılığıyla temyiz duruşmasına katılmasının mümkün olduğunu söylemeliyiz.

Bu açıklamalar ışığında; herhangi bir delil değerlendirmesi, sorgu, tanık dinleme gibi işlemlerin yapılmayacağı temyiz duruşmasında, her halükarda avukatın fiziken duruşmada bulunması daha doğru olmakla birlikte, avukatın SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmasının da mümkün olması gerektiği, tutuklu bulunan sanıkla birlikte avukatının da SEGBİS aracılığıyla temyiz duruşmasına katılabilmesinin kabul edilmesi gerektiği, yalnızca hukukilik denetimi yapılan temyiz duruşmasında avukatın iddia ve savunmalarını SEGBİS aracılığıyla katılarak açıklamasının mümkün olduğu, temyiz duruşmasının Yargıtay’da yapıldığı dikkate alındığında, dosyayı başka bir şehirde takip eden avukatın bizzat duruşmaya katılmasının güç hale geldiği, günümüz teknolojik imkanları kullanılarak bu fiziki zorlukların aşılabileceği, böylece adil/dürüst yargılanma hakkının, savunma hakkının, “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkelerinin tesis edilebileceği, bu sebeplerle katılan vekili veya sanık müdafiin de temyiz duruşmasına SEGBİS aracılığıyla katılmayı talep edebileceği kanaatindeyiz.

Netice olarak; hukukilik denetimi yapılan temyiz kanun yolunda, CMK m.299 uyarınca duruşmalı temyiz incelemesi yapılmasının mümkün olduğunu, ancak duruşma açılmasının Yargıtay’ın uygun görmesi şartına bağlı kılınmasının keyfiliğe yol açtığını, duruşmalı inceleme talebinin gerekçesiz olarak veya sübjektif gerekçelerle reddedilmesinin hak kayıplarına yol açtığını, bu nedenlerle talep üzerine duruşma açılmasını gerektiren CMK m.299/1’in önceki halinin daha isabetli olduğunu, Yargıtay’daki temyiz duruşmalarına tutuklu sanığın katılma talebinde bulunamayacağını düzenleyen CMK m.299/2’nin “eşitlik” ilkesine aykırı olduğunu, bu Kanun hükmü gereğince tutuklu sanığın duruşmaya iştirakinin mümkün olmadığını, ancak SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılmalarının kabul edilmesi gerektiğini, katılan vekili veya sanık müdafii olan avukatın ise duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılmasının mümkün olduğunu belirtmek isteriz.

 

 

[1] Yürürlükte olan CMK m.291/1 uyarınca; temyiz kanun yoluna başvurma süresi hükmün açıklanmasından itibaren on beş gün olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 7499 sayılı Kanun m.19 ile temyiz kanun yoluna başvuru süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta olarak değiştirilmiş olup, 7499 sayılı Kanun m.40/1-a uyarınca bu değişiklik 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu tarihten sonra verilecek kararlarda, tebliğden itibaren işleyecek iki haftalık süre tatbik edilecektir.

[2] Yürürlükte olan CMK m.297/1 uyarınca; karşı tarafın cevap verme süresi tebliğ tarihinden itibaren yedi gün olarak düzenlenmiş olmakla birlikte, 12.03.2024 tarihli ve 32487 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7499 sayılı Kanun m.37 ile karşı tarafın cevap verme süresi, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta olarak değiştirilmiş olup, 7499 sayılı Kanun m.40/1-b uyarınca bu değişiklik 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe girecektir.

[3] Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 18.03.2024 tarihli, 2024/690 E. ve 2024/2496 K. sayılı kararı, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 25.12.2023 tarihli, 2022/4006 E. ve 2023/15733 K. sayılı kararı.

[5] Ersan Şen, Ali Kemal Yıldız, Erkan Duymaz, Ertekin Aksüt, Mert Maviş, Beyza Başer Berkün, Buğra Şahin, Mehmet Vedat Ervan, Erkam Erdem, Ceza Avukatının Başvuru Kitabı, 5. Baskı, Seçkin, Ankara, 2023, s.683

[6] Ersan Şen, Temyizde Duruşmasız İnceleme Sorunu, 12.06.2021, https://sen.av.tr/tr/makale/temyizde-durusmasiz-inceleme-sorunu