Blog

Av. Prof. Dr. Ersan Şen

YAZARIN MAKALELERİ
Meşru Savunma, Sınırın Aşılması ve Haksız Tahrik Mukayesesi ile Rittenhouse Olayı
04.12.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Cem Serdar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Genel Hükümler” başlıklı birinci kitabının “Ceza Sorumluluğunun Esasları” başlıklı ikinci kısmının “Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler” başlıklı ikinci bölümünde düzenlenen meşru savunma, meşru savunmada sınırın aşılması ve haksız tahrik müesseseleri, birbirinden ayrılması kolay olmayan Ceza Hukuku kurumlarıdır. Bu kurumların birbiri ile karıştırılması, yanlış anlaşılması veya somut olaya yanlış şekilde uygulanması sıklıkla karşılaşılabilen bir durumdur. Bu nedenle, bu kurumlar arasında farklılığın açık şekilde ortaya koyulması ve bu üç kurumun olması gerektiği biçimde anlaşılması önem arz etmektedir. Bu yazımızda; öncelikle bu üç kurumu ayrı ayrı kısaca açıklayacak, daha sonra ise birbirileri arasındaki farklılıklara değinerek hangi durumlara uygulanmaları gerektiğini izah edeceğiz. Yazımızda son olarak ise, ABD’de yaşanan Rittenhouse olayının Türk Hukuku açısından değerlendirilmesine yer vereceğiz.

Yargıtay Kararları Işığında Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar
24.11.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102 ila 105. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler dışında; “İşkence” başlıklı TCK m.94/3’de ve “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı TCK m.109/5’de, suçun cinsel içerikli fiillerle ve cinsel arzuları tatmin amacıyla işlenmesi cezayı artıran nitelikli hal, “İnsanlığa karşı suçlar” başlıklı TCK m.77/1-f’de, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak cinsel saldırıda veya istismarda bulunma fiilleri ile “Tehdit” başlıklı TCK m.106’da, “Yağma” başlıklı TCK m.148’de ve “Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit” başlıklı TCK m.213’de, cinsel dokunulmazlığa müdahale edileceğinden bahisle tehdit fiilleri seçimlik hareket, olarak öngörülmüştür.

Aleyhe Bozma Yasağının Kapsamı
23.11.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Cem Serdar

Bu yazımızda incelenecek hukuki sorun; ceza muhakemesi sürecinin kanun yolları aşamasında sadece sanığın lehine kanun yoluna başvurması ile gündeme gelen aleyhe bozma yasağının kapsamının, yalnızca ceza miktarı ile mi sınırlı olduğu, yoksa bu yasağın ceza dışında sanığın aleyhine sonuç doğurabilecek diğer yaptırım ve kuralları da kapsayıp kapsamadığıdır.

Avukatlık Bürolarının İcra Takipleri Kapsamında Yaptığı Telefon Görüşmelerinden Kaynaklanan Hukuki Sorunlar
17.11.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Araş. Gör. Erkam Malbeleği, Araş. Gör. Kasım Ocak

1- İcra borcu veya icraya vermeden önce var olan borç için alacaklı vekili, borçluya yoğun SMS çekse (mesaj atsa) veya telefonla arasa; TCK m.123’de tanımlanan suç gerçekleşmiş kabul edilir mi? Özel kast kapsamında avukatlık bürolarının bu faaliyetlerinin değerlendirilmesi? 2- Alacaklı vekili, icra takibine konu edilmiş borç veya icra takibi öncesinde, yani borcun icra takibine konusu edilmeden tahsili amacıyla, borçlunun anne ve/veya baba veya yakınlarının telefon bilgilerine ulaşılarak, SMS çekilmesi, arama yapılması ve borçludan veya yakınlarından ödeme yapılmasının istenmesi halinde; Avukat için, - Borçlu ve yakınlarına yönelik TCK m.136, - Borçlu yakınları için TCK m.123 oluşmuş kabul edilir mi? Bu durumda, idari yönden Anayasa m.20/3’ün güvencesinde bulunan kişisel verilerin korunması çerçevesinde sadece para cezası değerlendirmesi yapılması, soruşturma izni konusu yapılmaması hususunun değerlendirmesi?

Takdiri İndirim Nedenleri
28.10.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Cem Serdar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62. maddesine göre; “Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir. Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar gözönünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir”.

Sanığın SEGBİS ile Savunma Talebi
26.10.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Cem Serdar

Bu yazımızda incelenecek olan hukuki sorun; ceza muhakemesinin kovuşturma evresinde yapılması zorunlu olan ve sanık için, hem bir hak ve hem de bir yükümlülük niteliği taşıyan sorgunun, sanığın talebi üzerine SEGBİS vasıtasıyla yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı İtirazının Sirayeti
16.10.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Selvacan Akpınar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” başlıklı 308. maddesi uyarınca; “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz”. Buna göre; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, Yargıtay ceza dairelerinden birisinin kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, ilgili kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda değerlendirilmesi için “olağanüstü itiraz” yoluna başvurulabilmektedir.

Ek Savunma Hakkı Kullanılmadan Ceza Davası Sona Erdirilebilir mi?
14.10.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Cem Serdar

Bu yazımızda incelenecek olan hukuki sorun; ceza muhakemesi sürecinde kovuşturma aşamasına geçildikten sonra duruşmada, suçun hukuki niteliğinin değişmesi sebebiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226. maddesinde düzenlenen ek savunma hakkının sanık tarafından kullanılmaması halinde ceza davasının sona erdirilip erdirilemeyeceğine ilişkindir.

Temyiz İncelemesine Katılan Üye Ceza Genel Kurulu İncelemesine Katılabilir mi?
23.09.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Bu yazımızda incelenecek olan hukuki sorun; Yargıtay ceza dairesinin temyiz makamı olarak incelediği dosyaların, ilk derece mahkemesinin direnme kararı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun önüne geldiği hallerde, ilgili ceza dairesinde yer alan üyelerin, Ceza Genel Kurulu’nda yapılacak incelemeye katılıp katılamayacağına ilişkindir.

Hırsızlık Suçu TCK m.141
14.09.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hırsızlık” başlıklı 141. maddesine göre; “Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir”.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtiraz Sınırı
08.09.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. İrem Şen

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” başlıklı 308. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re′sen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir”. Hükmün gerekçesine göre; “Maddeye göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, ceza dairelerinin kararlarına karşı ilamın veya düzeltme istemine ilişkin (…) itiraz edebilecektir”. CMK m.308/1’de ve gerekçesinde; Başsavcı itirazının onama kararlarına karşı mı, yoksa bozma kararlarına karşı mı, yoksa her ikisine de mi yapılacağı yönünde bir tespit yapılmamıştır.

Sosyal Medya Düzenlemesine Gidilirken
02.09.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 2021-2022 yasama döneminin başlayacağı 1 Ekim 2021 tarihinden itibaren milletvekili genel seçimi ile ilgili siyasi partilerin ülke baraj oranı başta olmak üzere, bir siyasi partiden bir başka siyasi partiye geçiş, ittifak ve ittifaka katılan siyasi partiler ile ilgili düzenlemelerin yanında, Anayasa değişikliğinin gündeme geleceği, ancak yaz ayında tartışılmaya başlanan sosyal medya ile ilgili yasal düzenlemenin, “yalan terörü”, “yalan haber”, “yalan haber yayma”, “yalan haberin organize bir şekilde yayılması” gibi başlıklar üzerinden Meclise taşınacağı, ifade hürriyeti ile kişilik hakları ve kamu güvenliği üzerinden ciddi tartışmaların yapılacağı anlaşılmaktadır. Siyaset dili üzerinden gündeme getirilen bu kavramlarda; sosyal medya kullanılarak, saldırı niteliği teşkil eden, hedefli ve maksatlı, kişilik haklarını, kamu düzenini ve kamu barışını hedef alan, organize edilmiş veya iştirakle yapılan gerçek dışı haberler ifade edilmektedir.

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik ve Aşağılama Suçları
24.08.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenmiş olup, üç fıkradan oluşan bu hükmün her fıkrasının uygulama alanı farklılık göstermektedir. Maddenin ilk fıkrasında tahrik, diğer iki fıkrasında aşağılama fiillerine yer verilmiştir.

Sanığın Sorgu ve Savunma için Duruşmada Hazır Bulunma Hakkı
14.08.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. İrem Şen

Savunma hakkı, adil/dürüst yargılanma hakkının bir parçası olup kısıtlanamaz. Savunma hakkı başta Anayasa ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde öngörülmüş olup, hem Anayasa Mahkemesi’nin ve hem de İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin kararlarına konu yargılamalarda savunma hakkının önemine işaret edilmektedir. Sanığın savunma hakkının korunması vasıtalarından birisi, duruşmada sanığın sorgusunun yapılmasıdır.

Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukukunda Kamu Görevlisi
20.08.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin, Stj. Av. Cem Serdar

Uygulamada suç işlediği iddia edilen kişinin kamu görevlisi olup olmadığının tespiti birçok açıdan önem arz etmekte olup; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.6/1-c’nin bu kavramın sınırlarını ortaya koymak konusunda yeterli olmadığı, çünkü madde metninin yoruma açık olduğu, bu tespitin Yargıtay uygulaması ve doktrin görüşleri ile şekillendiği, ancak bazı durumlarda kanunda ve uygulamada yaşanan belirsizliğin hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açtığı görülmektedir.

Örgüt Üyeliği Tespitinde ByLock
29.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

FETÖ/PDY tarafından gizli haberleşme programı olarak kullanıldığı kabul edilen “ByLock” ile ilgili kararların kamuoyuna yansıdığı ve bu karar üzerinden “ByLock” programının delil değerinin ve gücünün tartışıldığı görülmektedir.

28 Şubat Davasında Kanunilik Sorunu
24.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

“Postmodern darbe” olarak adlandırılan ve 28 Şubat 1997 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan kararlarla, Refahyol Hükümeti’nin Başbakanı olan rahmetli Necmettin Erbakan’ı 18 Haziran 1997 tarihinde istifaya götürdüğü kabul edilen süreçle ilgili, lehe ve aleyhe değerlendirme yapılarak, fail lehine olanın tatbik edileceği mülga Türk Ceza Kanunu m.147’ye ve yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu m.312’ye göre yapılan yargılamada Yargıtay 3. Ceza Dairesi (eski 16. Ceza Dairesi), 4 Şubat ve 27 Şubat 1997 tarihinde başlayan süreçte Hükümeti cebren devirme suçunun işlendiğine dair verilen mahkumiyet kararlarını onadı.

Azami Gözaltı Sürelerinin Aşılması Anayasaya Uygun mudur?
16.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Geçici nitelik taşıyan bu Kanun hükmünde; gözaltı sürelerinin, bir ve iki kişinin katıldığı suçlarda 24 saat yerine 48 saat kabul edildiği, hakim kararına bağlı olarak iki defa 48’er saat ve toplu olarak işlenen suçlar ile örgütlü suçlarda 4 günlük gözaltı süresinin kabul edildiği, toplu suçlar için Ceza Muhakemesi Kanunu m.91/3’de öngörülen 4 günlük azami gözaltı süresinin aşılmadığı, ancak yine hakim kararına bağlı olmak üzere, toplu veya örgütlü suçlarda gözaltına alınan veya yakalama emri üzerine yakalanan kişinin gözaltı süresinin her birisi 4’er gün olmak üzere iki defa uzatılabileceği, 31 Temmuz 2018 tarihinden itibaren başlayan ve 31 Temmuz 2021 tarihinde yürürlüğü son bulacak olan bu hükümle, Geçici Madde 19’un giriş kısmında belirtilen suçlardan dolayı yapılan soruşturmalarda kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının daha fazla kısıtlandığı, bu hükmün bir olağanüstü hal uygulaması olarak değerlendirildiği, esasen yakalama sonrasında gözaltına alma tedbirinin gerekli olması halinde tatbik edilebileceği, amacına ve fonksiyonuna aykırı uygulanamayacağı, gözaltına alınmanın amacına ulaşılıp soruşturma işlemleri tamamlandığında, şüphelinin serbest bırakılmaması halinde gözaltı süreleri içinde adliyeye sevkinin zorunlu olduğu tartışmasızdır.

Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Uygulanma Zamanı
10.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Yazımızda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma zamanına ilişkin açıklamalara yer verilecek, ardından konu bazı suçlar özelinde değerlendirilecektir.

Adli Tatilde Tutuklu İşler Yönünden Süreler İşler mi?
08.08.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Ertekin Aksüt

Adli tatil yaklaşırken; adli tatilde sürelerin işlemesi, duruşmaların görülmesi ve dosyaların incelenmesi konusunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu düzenlemesine ve tutuklu dosyalar yönünden sürelerin işleyip işlememesi ile ilgili olarak verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 1. ve 14. ceza dairelerinin kararlarına değinmek isabetli olacaktır.

Somut Delil Üzerinden Tutuklama Tedbirini Tartışırken
07.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13. maddesiyle; CMK m.100/3’e, “hususunda” ibaresinden sonra gelmek üzere “somut delillere dayanan” ibaresinin eklenmesinin gerekip gerekmediği, bu yolla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının katalog suçlar yönünden daha iyi korunup korunmayacağı, bu ibarenin eklenmesi sonucunda aranacağı söylenen “somut delil” kriterinden hareketle, cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarından dolayı tutuklama tedbirinin tatbik edilemeyeceği, çünkü bu suçlarda somut delilin bulunmadığı veya çok zor elde edildiği yönünde tuhaf tartışmalar sürerken, aşağıda birkaç örnekle tutuklama tedbiri ile ilgili yürürlükte olan CMK m.100 ve m.101’e aykırı olan veya olabilecek tutuklamalar hakkında ne düşünüleceği, mevzuat ile uygulama arasında ortaya çıkan tuhaf çelişkinin Anayasa m.2, m.13, m.19/3 ve m.138/1 ile İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5 karşısında nasıl açıklanacağı gerçekten düşündürücüdür.

Cinsel Taciz Suçunda Sıfatın ve Durumun Sağladığı Kolaylıktan Faydalanma
06.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Cinsel taciz suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Cinsel taciz” başlıklı 105. maddesinin gerekçesinde “cinsel yönden, ahlak temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesi[1]” olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun kapsamına, kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etmeyecek nitelikteki cinsel davranışlar girmektedir. Suça konu olan cinsel davranışın vücut dokunulmazlığını ihlal edecek nitelikte olması halinde; TCK m.105 değil, suça konu fiilin niteliğine göre TCK m.102, 103 veya 104’de düzenlenen cinsel saldırı ve cinsel istismar suçları gündeme gelecektir. Cinsel taciz ile vücut dokunulmazlığını ihlal eden saldırı ve istismar suçları arasında en önemli fark, cinsel amaç taşıyan tacizde mağdurun vücuduna dokunulmaması, saldırı ve istismar suçlarında ise ani veya süreklilik taşısa da basit derecede veya nitelikli olacak şekilde vücuda cinsellik taşıyan fiillerle müdahale edilmesinden kaynaklanır. Rahatsız etme anlamını taşıyan taciz bir tür sarkıntılık olsa da, kanun koyucu sarkıntılık fiilini, mağdurun vücuduna ani ve devamlılık içermeyecek şekilde cinsel maksatlı dokunma olarak tanımlamıştır.

Kapalı Mahal Aramasında Hazırun Sorunu
05.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Dördüncü Kısmında, maddi gerçeğe ve adalete ulaşılabilmesi veya muhakeme sürecinde verilen kararların icra edilebilmesini sağlamak amacıyla koruma tedbirlerine yer verilmiştir. Koruma tedbirleri; maddi hakikate ve adalete ulaşılabilmesi için delillerin toplanması ve şüpheli veya sanığın adalet önüne çıkarılabilmesi için kabul edilmiş ceza yargılaması vasıtaları olup, olumlu amaçlar uğruna yasal dayanakla kişi hak ve hürriyetlerinin kısıtlanabilmesini öngörür.

Katalog Suçlarda Tutuklamanın “Somut Delil” Şartı
01.07.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi m.13’de; “5271 sayılı Kanunun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına ‘hususunda’ ibaresinden sonra gelmek üzere ‘somut delillere dayanan’ ibaresi eklenmiştir.” cümlesi yer almaktadır.

Vergi Kaçakçılığı, Kara Para Aklama Suçunun Öncül Suçu Olur mu
29.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Cem Serdar

Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini aklama veya bilinen adıyla “kara para aklama”, Kanunun yasakladığı ve suç saydığı faaliyetten elde edilen gelirin meşru ve hukuka uygun elde edilmiş gibi piyasaya ve sisteme sokulması, yani paranın ve malvarlığının üzerinde bulunan “suç lekesi” olarak adlandırılabilecek olan kavramın, deyim yerinde ise yıkanıp temizlenmesidir. Örneğin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticaretinden, lisanssız kumar oynatmaktan, silah veya insan kaçakçılığından elde edilen gelirin, yurtiçinde veya yurtdışında temiz hale getirilerek, suçtan elde edilen malvarlığı üzerinde bulunan hukuki ve meşru sakıncanın ortadan kaldırılmasıdır.

4. Yargı Paketi: CMK ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Teklifi
23.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ve Bazı Kanunlar Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, 18.06.2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunuldu. Teklifte toplam 27 madde olup, bunlardan 26. madde yürürlük, 27. madde yürütme ile ilgilidir. Teklifin ilk 5 maddesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nu, 6 ila 9. maddeler 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu, 10 ila 24. maddeler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nu ve 25. maddesi ise 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkına Kanunu’nu değiştirmekte ve bu Kanunlara bazı ek hükümler getirmektedir.

Hürriyeti Tahdit Suçunun Mağduru ve Korunan Hukuki Yarar
19.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” ifadesine yer verilmekle, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma/hürriyeti tahdit suçunun temel hali düzenlenmektedir.

Doğrudan Kast, Olası Kast ve Bilinçli Taksir Tartışması
14.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Bilinçli taksir ile muhtemel kast arasında farkı ortaya koyacak ve karışıklığı önleyecek, ceza sorumluluğuna ve adalete uygun kriterler ortaya koymak oldukça önemlidir. Bu açıdan yapılan nazari tartışmaların dikkate alınması gerekir. Esas itibariyle; kasttan doğan sübjektif sorumluluk konusunda “kastın muhtemeli olamayacağı” gerekçesiyle, doğrudan veya gayrimuayyen/belirli olmayan kast nazariyesini kabul etsek de, bugün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında muhtemel/olası kasta ve 22. maddesinin 3. fıkrasında da bilinçli/şuurlu taksire yer verildiğinden, teorik ve pratik açıdan bilinçli taksir ve olası kast tartışmasını yapmak zorunluluğu doğmuştur. Bunun dışında bizce; bir çarşıya, pazara, bankanın içine veya önüne veya sokağa bomba koyularak veya yerleştirilerek, belirli bir kişinin ölmesi veya yaralanması veya belirli olmayan sayıda insanın hayatını kaybetmesi veya yaralanması düşünülüp istenildiğinde, burada olası kasttan değil, “gayrimuayyen kast” adı altında gerçekleşen netice kadar TCK m.21/1’in tatbiki gündeme gelecektir.

Olası Kast ile Bilinçli Taksir Kesişmeleri
11.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Türk Ceza Hukukunda suçun manevi unsurları kast esas, taksir istisna olmak üzere iki ana sorumluluktan oluşmaktadır. Manevi unsurların türleri, haksızlık muhtevasına bağlı olarak; kast, olası/muhtemel kast, bilinçli/şuurlu taksir ve basit taksirdir.

Temyizde Duruşmasız İnceleme Sorunu
12.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Bu yazıda tartışma konumuz; tutuklu sanığın temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması halinde SEGBİS, yani uzaktan eşzamanlı sesli ve görüntülü yöntemle duruşmaya katılıp katılamayacağı, 2. fıkrada öngörülen yasağın SEGBİS’i de kapsayıp kapsamadığı, bunun sanığın savunma hakkını zedeleyip zedelemeyeceği veya dürüst yargılanma hakkına aykırı olup olmayacağı değil, 299. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen duruşmalı inceleme sınırlamasının tatbiki ile sınırlı olacaktır.

Cumhuriyet Başsavcısının ve Başsavcılığının İtiraz Yetkisi
05.06.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun üçüncü kısmının, birinci bölümünde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.308 ve 308/A’da düzenlenmiştir. CMK m.308; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisini düzenlerken, CMK m.308/A bölge adliye mahkemesi cumhuriyet başsavcılığının itiraz yetkisini düzenlemektedir. Başsavcı ve başsavcılık itirazları, olağanüstü kanun yolu olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı henüz kesinleşmemiş kararlara, yani bozma kararlarına karşı da itiraz kanun yoluna başvurabilir.

Cumhuriyet Başsavcılarına Ek Yetki Verilmesine Dair Kanun Teklifi
29.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

25.05.2021 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 2. ve 3. maddelerinde yukarıda değindiğimiz konu ile ilgili hükümlere yer verildiği görülmektedir. Teklifin genel gerekçe kısmında; 5235 sayılı Adli Yargı ve İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 18. ve 40. maddelerine yapılacak eklemeler ile ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmeksizin, Ceza İnfaz Hukuku üzerinde durularak, İnsan Hakları Eylem Planı’nda yer alan bazı faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı üç paragrafla açıklanmıştır.

Hükümlülerin İyi Hal Değerlendirmesinde Yeni Kriterler
29.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 14. maddesine eklenen 6. fıkraya göre; hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, açık ceza infaz kurumlarına ayrılıp ayrılmamalarına, açık ceza infaz kurumlarında geçirecekleri sürelere, kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınmalarına, doğrudan açık ceza infaz kurumlarına alınanların kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenecektir. Kanun maddesinde belirtilen açık ve kapalı ceza infaz kurumlarında geçirilecek süreler ile açık kurumlara ayrılma, kapalı kuruma gönderilme ve sair konulara ilişkin usul ve esaslar, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nde yer almaktadır.

Özel Hukuk Kişilerinin Öğretim Hizmeti Vermesi
26.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. İrem Şen

Kamu kurumu, kamu idarelerinden ayrı bir biçimde örgütlenerek tüzel kişiliği olan, kişiselleştirilmiş kamu hizmet ve faaliyetidir. Bir kamu kurumundan bahsedebilmek için Devletten ayrı bir kamu tüzel kişiliğine sahip olmak koşulu aranır.

Elkoyulan Eşyanın İadesi veya Elden Çıkarılması
21.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında ayrı maddelerde düzenlenen; hem taşıdığı amaç ve hem de uygulama yöntemleri bakımından farklılık arz eden “elkoyulan eşyanın iadesi” ile “elkoyulan eşyanın elden çıkarılması” kavramları, uygulamada karıştırılabilmektedir. Bu nedenle yazımızda; elkoymanın tanımı ve amacı ile birlikte, elkoyulan eşyanın iadesi ve elkoyulan eşyanın elden çıkarılması kavramları arasında bulunan farklar açıklanacaktır.

Bekçi Zor ve Silah Kullanabilir mi
19.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Bekçilerin görev ve yetkileri 7245 sayılı Çarşı ve Mahalle Bekçileri Kanunu’nda düzenlenmektedir. Bu Kanunda; bekçi adaylarında aranacak şartlar, sınav, atama ve adaylık süreci, bekçilerin görev ve yetkiler ile başka görevde çalıştırma yasağı ile çalışma saatleri gibi çeşitli hükümler yer almaktadır.

İllegal Yapılanmalar Hakkında Kısa Bir Değerlendirme
16.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Yasanın tanımladığı, Yargıtay kararlarına ve bilimsel görüşlere uygun şekilde belirlenen, organize olmuş, kamu düzeni, barışı ve huzuru başta olmak üzere, kişi hak ve hürriyetlerini tehdit eden, insanları korkutan, baskı altına alan, hatta bir kesimin desteğini ve sempatisini kazanabilen, Devletin yanında veya içinde yer almaya, bu yolla gücüne güç katmaya, bunun için de kamu otoritesini temsil edenleri, kamu kudreti kullananları elde etmeye, onları kendi lehlerine çalışmaya yönlendiren, bu yolda maddi kaynaklarını sarf eden, siyasi ilişkiler kuran, Devleti temsil eden otorite ile ters düştüğünde, Devlette yer bulamadığı veya Devletin kendisine müdahale ettiği zamanlarda da tehdit eden, düşmanlaşabilen illegal yapılanmalara karşı Ceza Hukukunun, Ceza Yargılaması Hukuku ile Ceza İnfaz Hukukunun özel hükümler ve müesseseler ortaya koyması, bunların da yargı erki ve adli kolluk teşkilatı tarafından cesaretle ve tavizsiz olarak, içeriden ve dışarıdan gelen her türlü telkine ve baskıya rağmen tatbiki; “suça iştirak”, “sokak çetesi” derecesini aşıp, hiyerarşik yapılanma ile kendisini kuran kimliğe bağlı, bir amacı olan, bulunduğu yerde ve bölgede özel statü ve ayrıcalık kazanmaya çalışan, bazen de konvansiyonel, yani geleneksel olmayan nitelik ve yöntemleri ile Devlete sızabilen, meşru görüntü altında illegal faaliyetler yürüterek, birçok suçu işlemeyi göze alan, sadece vatandaşları değil, Devleti idare edenler ile siyasileri, hatta yargı erkini bile kendisine karşı sessiz kalma, sindirme gayreti güden, Devleti temsil eden müesseselere sızma ve o müesseseleri kontrol altına alma faaliyetleri yürütüp, alan ve etkinlik kazanmayı benimsediği, kimisinde legal görünümlü illegal maksadına ulaşmayı hedefleyen suç ve terör örgütlerini etkisiz kılabilmenin en mühim yoludur.

Telefon Dolandırıcılığı Suçlarına Karşı Öneri
14.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Kamuoyunda “telefon dolandırıcılığı” olarak bilenen yöntemin çok can yaktığı, insanları maddi ve manevi açıdan ciddi mağduriyetlere uğrattığı, yurtiçinde ve yurtdışında organize olan, bazen görünür şekli ve faaliyeti hukuki ve meşru ve bazen de tümü ile korkutma, baskı altına alma veya aldatma niyeti üzerine kurulu, hukuki ihtilaf ve yapılış şekline göre basit aldatma veya kandırma olarak değerlendirilemeyecek, iştirak veya suç örgütü faaliyetleri kapsamında işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarının arttığı, insanların telefonla kandırılıp ellerinden para ve kıymetli eşyasının alındığı, hatta bazı durumda yağma suçunun unsurlarını oluşturabilecek tehdit ve korkutma yöntemlerine de başvurulduğu görülmektedir.

Gümrük Muafiyeti ile Ülkeye Sokulan Eşyanın Ticareti
12.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Ülkemizde bugüne kadar posta veya hızlı kargo yoluyla gelen eşyaya gümrük muafiyetleri uygulanmış olup, muafiyetin sınırı veya konusunda zaman içinde değişikliklere gidilmiştir. Posta veya hızlı kargo yoluyla gelen eşyaya yönelik muafiyet ve istisnalar, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 167. maddesinde düzenlenmektedir. Bununla birlikte, 2009/15481 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Bazı Maddelerinin Uygulanması Hakkında Kararın 45, 62 ve 63. maddeleri ile 24.03.2014 tarihli ve 2014/7 sayılı Genelge de bahsi geçen muafiyetlere dayanak olabilmektedir.

Ermeni Tehcirine Hukuki Bir Bakış
10.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Soykırım; bir planın icrası kapsamında, milli, etnik, ırki veya dini bir topluluğun tümden veya kısmen ortadan kaldırılması amacıyla, topluluk üyelerine karşı özellikle kasten öldürme suçlarının sistematik olarak işlenmesi suçuna denir. Tehcir/zorunlu göç, insanların göç ettirilmesi ve göç etmelerinin sağlanmasıdır. Soykırım olarak nitelendirilen milli, etnik, ırki veya dini bir grubun yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanma veya bir gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi ile bir yasal dayanağa sahip zorunlu sevk ve iskan fiillerinin, yani tehcirin/mecburi göçün bağlantısı yoktur.

Hata
06.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

Ceza Hukukunda “hata” kavramı, kastı kaldıran hata ile kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere iki ana başlıkta değerlendirilmektedir. Hata konusu Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenirken, bu madde ile hatanın farklı hususlara ilişkin olabileceği öngörülmüştür. Kanun maddesinin fıkralarına göre genel bir şema oluşturmak bakımından doktrinde Özgenç’in ayırımından yararlanılabilir.

Alacağın Tahsili Amaçlı Cebirde veya Tehditte (TCK m.150/1) Haksız Tahrik Uygulanır mı?
26.01.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Araş. Gör. Erkam Malbeleği

Yağma suçu, mülkiyet hakkının Ceza Hukuku yoluyla korunması bakımından önemli bir suç tipidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.148’de düzenlenen bu suç , farklı suç tiplerini ihtiva etmesi yönüyle bileşik suçtur. Bu nedenle, mağdurun cebir veya tehdit yoluyla malı teslime ya da karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde suç oluşacak (m.148/1) ve fail gerçekleştirdiği cebirden veya tehditten dolayı ayrıca cezalandırılmayacaktır.

Gümrüklenmiş Eşya Değerinin Cezaya Tesiri
03.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Mert Maviş

Ülkemizde son yıllarda kaçakçılık fiilleri nitelik ve nicelik bakımından değiştiğinden, fiillerin ağırlığı ve sayısı arttığından, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda güncellemeler yapılması gereği doğmuştur. Kanun koyucu bu kapsamda; bazı maddelerde değişikliğe giderken, bir kısım eklemeler ile yeni nitelikli haller öngörmüştür. Bu düzenlemelerden birisi de 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun m.89 ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 3. maddesine 22. fıkra olarak eklenen cümledir. 3. maddeye 22. fıkra olarak, “Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların konusunu oluşturan eşyanın değerinin fahiş olması halinde, verilecek cezalar yarısından bir katına kadar artırılır.” cümlesi eklenmiştir. Kanun koyucu, suça konu eşyanın suç tarihinde gümrüklenmiş değerinin fahiş/çok fazla olması durumunda verilecek cezada artırıma gidilmesini düzenleyerek, kaçakçılık fiili ile ortaya çıkan ağır netice/ihlalle orantılı bir ceza tayinini kabul etmiştir.

Pandemi Sürecinde
01.05.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

11 Mart 2020 tarihinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin karşılaştığı salgın hastalığın önlenmesinde Anayasa m.119 gereğince olağanüstü hal ilan edilmemiş olup, olağan hukuk düzeninin kurallarının tatbiki yolu tercih edilmiş, fakat bu sırada tehlikeli salgın hastalığa karşı yeterli yasal düzenlemeye gidilmeyerek sorunlar, “tebliğ” ve özellikle “genelge” adı ile bilinen alt hukuk kurallarıyla giderilmeye çalışılmıştır.

Kanun Yollarında Sebep Gösterme Zorunluluğu
30.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Bu yazımızda; olağan kanun yollarında sebep gösterme zorunluluğunun olup olmadığı ve uygulamada doğru olduğu zannedilmesine rağmen, esasen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yanlış olarak tatbik edilen istinaf kanun yolu ile temyiz kanun yolunun farklılıkları açıklanacak olup, temyiz kanun yolunda sebep gösterme zorunluluğu yönünden Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Anayasa Mahkemesi’nin çelişen kararlarına yer verilecektir.

“Gecikmesinde Sakınca Bulunan Hal” Kavramı
28.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. İrem Şen

“Gecikmesinde sakınca bulunan hal” kavramı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun muhtelif hükümlerinde yer alan ve varlığından bahisle soruşturmalarda hakim kararı yerine cumhuriyet savcısı kararları ile iş ve işlemler yapılmasına sebebiyet veren hal olarak kendisini göstermektedir.

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK)
26.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK), 19.11.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun ile kurulmuş, 17 Şubat 1997 tarihinde faaliyetine başlamış, görev ve yetkileri 18.10.2006 tarihinde yürürlüğü giren 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ile yeniden belirlenmiştir. Bugün her iki Kanun da yürürlükte olup, 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da da MASAK’ın görev ve yetkileri ayrıca gösterilmiştir. Şu an MASAK’ın görev ve yetkileri, 10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin (Kararname) 231. maddesinde düzenlenmiştir .

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık Hükümlerinin Tatbik Zamanı ve Kapsamı
21.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Ertekin Aksüt

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Etkin pişmanlık” başlıklı 192. maddesi; uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarını işleyen şahısların, yargı makamlarına yardımları karşılığında cezasının kaldırıldığı veya azaltıldığı özel düzenlemeyi içermekte olup, buna göre uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak eden ve kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran şahısların yaptığı yardımlar ve yardımların yapılma zamanı, faillerin yaptırımlarını ve hukuki durumlarını lehlerine etkilemektedir.

Milli Savunma Vasıtalarını Tahrip ve Suç İşlenmesine Göz Yumma
20.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 ila 339. maddelerinde; Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasa ile kurulu düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, Milli savunmaya karşı suçlar ile Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçları ile bu suçların cezaları tanımlanmıştır. Millete ve Devlete karşı suçlar başlıklı Dördüncü Kısımın altında Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alan bu suçların tatbiki, 17/25 Aralık 2013 ve özellikle de 15 Temmuz 2016 darbeye teşebbüs suçlarında sıkça gündeme gelmiş olup, bu suçlarla ilgili birçok yargılama yapılmış ve yapılmaktadır. Şimdiye kadar bu maddelere ilişkin eleştiri ve önerilerimizi ortaya koymuştuk.

Sarkıntılık Suçunda Ölçütler
15.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Mert Maviş

28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58 ve 59. maddeleri ile değiştirilen Türk Ceza Kanunu m.102 ve 103′e, "sarkıntılık" adı altında yeni bir suç tipi eklenmiştir. Esasında bu suç tipi, yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu′nun 421. maddesinde, “Kadınlara ve erkeklere söz atanlar üç aydan bir seneye ve sarkıntılık edenler altı aydan iki seneye kadar hapsolunur.” ve daha ağır fiil olarak da m.415’de, “Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırz ve namusuna tasaddiyi mutazammın bir fiil ve harekette bulunursa iki seneden dört seneye ve bu fiil ve hareket yukarki maddenin ikinci fıkrasında yazılı şartlar içinde olursa üç seneden beş seneye kadar hapsolunur.” ve m.416’nın ikinci fıkrasında ise, “Yine bu suretle ırz ve namusa tasaddiyi tazammun eden diğer bir fiil ve harekette bulunursa üç seneden beş seneye kadar hapsolunur.” şeklinde düzenlenmiş idi. İlki, söz atma ve sarkıntılık ve ikincisi de, ırza tasaddi (vücuda organ sokma aşamasına gelmeyen, ancak yoğunluk taşıyan cinsel içerikli davranışlar) olarak bilinmekte idi.

İkiz Tutuklama
14.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Uygulamada; kişiler hakkında uygulanan tutuklama tedbirine son verildikten sonra aynı tutuklama sebebi esas alınarak ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama nedenleri” başlıklı 100. maddesinde öngörülen şartlar sağlanmadan ikinci kez tutuklama tedbiri tatbik edildiği görülmektedir ki, “ikiz tutuklama” adı ile de bilinen bu uygulama “hukuk güvenliği” ilkesine aykırılığa ve hukuka duyulan güvenin toplumda zayıflamasına yol açmaktadır.

İHAS m.53 Çerçevesinde Hukuka Aykırı Delillerin Kullanılması
06.04.2021 / Av. Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin 16.02.2021 tarihli, 69762/12 başvuru numaralı Budak/Türkiye kararı, hukuka aykırı delilin yargılamada kullanılmasının adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi konusunda önemli tespitler içermektedir.

Suç İçin Anlaşma Suçu Kapsamında Darbeye Teşebbüs Suçları
05.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

Türk Ceza Kanunu’nun “Suç için anlaşma” başlıklı 316. maddesine göre; “(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçlardan herhangi birini elverişli vasıtalarla işlemek üzere iki veya daha fazla kişi, maddi olgularla belirlenen bir biçimde anlaşırlarsa, suçların ağırlık derecesine göre üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Amaçlanan suç işlenmeden veya anlaşma dolayısıyla soruşturmaya başlanmadan önce bu ittifaktan çekilenlere ceza verilmez”.

Ankesörlü veya Sabit Hattan Ardışık, Periyodik ve Tekil Arama
01.04.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

“Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin Ardışık Arama Kararı” başlıklı yazımıza konu kararda ; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri yapılanmasına ilişkin genel bilgilere yer verildiği, askeri yapılanmanın örgütsel toplantı için kullandığı iletişim kurma yönteminin anlatıldığı, bu şekilde kurulan iletişimin özelliklerinden bahsedildiği (ardışık/periyodik/tekil), deşifre edilmeyi önlemek amacıyla kullanılan yöntemlerin ortaya koyulduğu, somut olayda sanığın başka askeri personelle ardışık arandığı, aramaların tümünün cevapsız çağrı olduğu, sanığın neden arandığına dair makul bir açıklama getiremediği, mahrem yapıda öğretmen olan H.D. isimli şahsın, sanığı teşhis ederek örgütsel toplantılara katıldığını söylediği, tüm bu nedenlerle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olarak cezalandırılmasının hukuka uygun olduğu ifade edilmiştir.

Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçu ve Dava Zamanaşımı Sorunu
29.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Selvacan Akpınar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Çocuğun soybağını değiştirme” başlıklı 231. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; “Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”. Kanunun “Dava zamanaşımı” başlıklı 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendine göre, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. TCK m.67’de dava zamanaşımı süresinin durması ve kesilmesi sebepleri düzenlenmiştir. TCK m.67’de gösterilen sebepler gerçekleştiğinde, ya durma sebebi ortadan kalktıktan sonra dava zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder ya da en fazla dava zamanaşımı süresinin yarısı kadar olmak üzere kesilme sebebiyle tekrar başlayan zamanaşımı uzar.

Toplu Bozma
18.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Ceza Yargılaması Hukukunda maksat, maddi hakikate ve adalete ulaşmaktır. Bu nedenle; ilk derece mahkemelerinin verdiği kararlar, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ve bu aşamada kesinleşmeyen kararlar da Yargıtay tarafından denetlenmektedir. Bölge adliye mahkemesinin gerçekleştirdiği inceleme, hem maddi ve hem de hukuki denetimi kapsamakta iken, Yargıtay incelemesi yalnızca hukuki denetimi kapsamaktadır.

Terör Örgütü Propagandası Suçunda Yol Ayırımı, Yasallık ve Öneriler
16.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. ve Anayasanın 26. maddeleri ile güvence altında bulunan ifade hürriyetinde prensip; ifade hürriyetinin kısıtlanması olmayıp, en geniş şekilde kullanılabilmesinin ve korunmasının sağlanmasıdır. İfade hürriyetine getirilen kısıtlamaların, Mukayeseli Hukukta iki ortak ve bir de ülkelere göre değişen sebepleri vardır. Ortak kısıtlama sebepleri; cebir, şiddet, tehdit ve terör faaliyetleri ile amaçlarını destekleyen açıklamalar ve hakaret ile iftira içerikli söz ve yazılarken, ülkelere göre değişkenlik gösteren veya bazı ülkelerde suç olarak kabul edilmeyen devletin ve milletin egemenlik alametleri ile organlarının saygınlığına karşı işlenen suçlardır.

Örgüte Yardım Suçu ve Üyelikten Farkları
12.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 30.09.2020 tarihli, 2020/1029 E. ve 2020/4660 K. sayılı kararında özetle; Banka Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş.′de gerçekleştirilen mutat hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilmeyeceği, örgüt talimatı doğrultusunda, örgüte yarar sağlamak amacıyla hesap açma işlemlerinin yapıldığının ortaya koyulması gerekliliği karşısında; şirketin de ortağı olan sanığın, öncelikle örgütle iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş.’de ve diğer bankalarda bulunan şahsi ve ortağı olduğu şirketlerdeki hesaplarına ilişkin açılış tarihlerinden itibaren hesap hareketlerini gösteren kayıtların getirtilerek, kendisinin ve şirketlerinin finansal durumu, iş hacmi, başka bankalarda aynı tarihlerde gerçekleştirdiği bankacılık faaliyetleri ve mevduat işlemleri, adı geçen bankadaki hesapların kapanış ile mevduatların sonlandırıldığı tarih hususlarında, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınıp, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak, sanığın örgüt ile iltisaklı Asya Katılım Bankası A.Ş.′de gerçekleştirilen hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet veya örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği gözetilerek,

İstinaf Kararlarının Diğer Sanıklara Sirayeti ve Direnme Sorunu
09.03.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Ceza Muhakemesi Hukukunda sirayet konusu; kanun yoluna başvurmayan sanık veya sanıkların, kanun yoluna başvurmuş olan sanığın, başvurusu sonucunda elde ettiği lehe hükümden yararlanmasını ifade eder. Bu bakımdan lehe kararın sirayeti, “davasız yargılama olmaz” ilkesinin bir istisnasıdır. Bozma kararının sirayeti; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün bozulmasının diğer sanıklara etkisi” başlıklı 306. maddesinde, temyiz kararları yönünden düzenlenmiştir.

Kapalı İnfaz Kurumlarında Karantina Süresi
19.02.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

Kovid-19 tedbirleri kapsamında; ceza infaz kurumuna ilk kez giriş yapan tutukluların ve hükümlülerin 14 gün süresince özel oda veya koğuşlarda izole edilecekleri, izolasyon sürecinin başlangıcında ve bitiminde PCR testi yapılacağı, testi negatif çıkan tutukluların ve hükümlülerin oda veya koğuş planlanmasına geçileceği, zorunlu nakil, açık kurumlara ayrılma gibi sebeplerle başka bir ceza infaz kurumuna giden her hükümlüye ve tutukluya sağlık raporu alınacağı, ayrıca PCR testi yaptırılacağı, test sonucunun negatif çıkmasının yeni kuruma geçişte ön koşul olarak uygulanacağı hususlarına Adalet Bakanlığı tarafından karar verilmiştir.

Ceza ve Disiplin Yargılamalarının Birlikte Yürütülmesi, Birbirine Tesiri
18.02.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. İrem Şen

Ceza ve disiplin yargılamalarının birlikte yürütülmesi hususu tartışılmadan önce, “memur” kavramına açıklık getirmek yerinde olacaktır, çünkü ülkemizde “memur” kavramının mevzuatta farklı tanımlarını görmek mümkündür. İlk olarak belirtmeliyiz ki; Anayasanın 129. maddesinde, “(1) Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler. (2) Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.” hükmüne yer verilerek, “memurlar” ve “diğer kamu görevlileri” ayırımına gidildiği görülmektedir.

Adliye Girişlerinde Avukatın Aranması
17.02.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Adliye girişlerinde avukatların ve çantalarının X-Ray cihazından geçirilmesi, X-Ray cihazından geçmek zorunda bırakılmaları, adliyelere göre değişen farklı uygulamalar olsa da, X-Ray cihazından geçerken cep telefonlarını cihazın yanında bulunan yere bırakmalarının özel güvenlik görevlilerince avukatlardan istenilmesi, bu konuda avukatların geçiş yaparlarken uyarılmaları olağan hale gelmekle birlikte, bu konuda bazı tartışmaların yaşandığı görülmekle, tatbik edilen bu yöntemin hukukiliğini incelemeyi gerekli kılmıştır. Hakim ve savcıların adliyelerde ayrı giriş kullandıkları ve arama tedbirine tabi tutulmadıkları bilinmektedir.

İddianamenin İadesinde Sınır
16.02.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

Ceza Muhakemesi Kanunu m.174’de düzenlenen iddianamenin iadesi sebepleri, sınırlı sayıda düzenlenmiştir. CMK m.170’de, iddianamede bulunması zorunlu unsurlar sayılmıştır. CMK m.174’e göre; CMK m.170’e aykırı olarak düzenlenen, suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan, önödemeye, uzlaştırmaya ve seri muhakemeye tabi olup da, bu usuller işletilmeksizin, soruşturulması veya kovuşturulması izne veya talebe bağlı olan suçlarda, izin veya talep olmaksızın düzenlenen iddianame cumhuriyet başsavcılığına iade edilecektir. İddianame kabulü sürecine geçilmeden kamu davası açılmış sayılmayacağı için, gerek bu süreçte ve gerekse iddianame iadesi sonrasında soruşturmanın devam ettiği, en azından iddianame inceleme sırasında soruşturma yönünden hareketsizliğin olduğunun, iddianame iade edildiğinde ise, yeni bir soruşturma numarası ile soruşturmaya devam edileceği, cumhuriyet savcısının itiraz kanun yoluna başvurabileceği gibi, iade sebeplerinde yer aldığı kabul edilen eksik hususların giderilmesini de sağlayabileceği görülmektedir. Uygulamada, gerek mahkemece incelenen iddianamenin ve gerekse de iade kararının taraflarla paylaşılmadığı, bu belgelerin savunmadan gizlendiği, CMK m.153/2’ye göre alınmış savunmaya karşı soruşturmanın gizliliği kararı var ise, bu kararın etkisinin CMK m.153/4 gereğince iddianamenin kabulü aşamasına kadar devam ettiği anlaşılmaktadır.

05.11.2020 Tarihli YCGK Kararı ve Zorunlu Müdafiliğin Sınırı
15.02.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 29.11.2017 tarihli 2017/2257 E. ve 2017/5509 K. sayılı kararında; “5271 sayılı CMK’nın 101/3 maddesi gereğince tutuklanması istenen ve seçtiği bir müdafii de bulunmayan sanığa müsnet suçun niteliği ve öngörülen ceza miktarı gözetilmeksizin müdafii görevlendirilmesinin yasal zorunluluk olması karşısında; görevlendirilen müdafii refakatinde tutuklanması nedeniyle, delillere erişme ve savunma hazırlama imkanları itibariyle (AİHM Gregaceviç/Hırvatistan) çelişmeli yargılamanın gereği olan "silahların eşitliği" ilkesinin ve Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracak biçimde (AİHM Salduz/Türkiye), adaletin selameti açısından gerekli olan müdafii görevlendirilmeden yargılama yapılıp sorgusu tespit edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması(nı)” hukuka aykırı bulmuştur.

Terörist Kimdir?
13.02.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen

“Terörist” kavramının son zamanlarda sıklıkla kullanıldığı, bu konuda suçsuzluk/masumiyet karinesinin, “kanunilik” ilkesinin ve yargı kararlarının da dikkate alınmadığı görülmektedir. Terörist kimdir sorusunun cevabını Ceza Hukuku’nda aramak gerekir. Terörün, terörizmin ve teröristin hukuki tanımları hususunda; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na, 3713 sayılı Terörle Mücadale Kanunu’na ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’a bakılmalıdır.

Ceza Muhakemesinde, İstinaf Mahkemesinin İnceleme Raporuna Erişilebilir mi?
12.02.2021 / Prof.Dr. Ersan Şen, Araş.Gör. Erkam Malbeleği

Kanunda istinaf başvurusunun esasına ilişkin yapılan incelemenin sonucunda ne tür kararlar verilebileceği detaylı bir şekilde düzenlenmişken, ön incelemeyi yapmak için görevlendirilen, sadece ön rapor düzenlemeyip işin esasına da katılan hakimin hazırladığı ve karara esas teşkil eden raporun akıbetine ilişkin yegane düzenleme, davanın yeniden görülmesi için yapılacak duruşmanın detaylarına yer veren CMK m.282/1-a’dır.

Avukat Kamu Görevlisi Midir?
25.01.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

“Hükmün kolektif verilmesi” ilkesinin parçası olan ve yargı sistemimizin süjelerinden avukatın kamu hizmeti gördüğü ve Türk Milleti adına gerçekleştirilen yargılamaların bir parçası olduğu tartışmasızdır.

Tutukluluğun Değerlendirilmesinde Fiili İnfaz Süresi Kriteri
12.05.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.102’de; tutuklulukta geçecek azami süreler düzenlenmiş olup; “suç isnadına bağlı olarak tutma” hali ile “mahkumiyete bağlı olarak tutma” halinin birbirinden ayrı tutulduğu, bu sebeple kanun yollarında geçen sürelerin tutuklulukta geçecek azami sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmadığı, istinaf aşamasında duruşma açılmasına, duruşma açılmadığı durumlarda bozma kararı verilmesine ve temyiz aşamasında Yargıtay tarafından bozma kararı verilmesine kadar geçen sürelerin tutuklulukta azami sürenin dolup dolmadığının değerlendirilmesinde hesaba dahil edilmediği görülmektedir. Esasen bu uygulama Kanuna aykırıdır. Kanunun hiçbir yerinde, kovuşturma aşamasında ve bu aşamaya dahilinde tartışma bulunmayan olağan kanun yollarında geçen sürelerin tutukluluktan sayılmayacağına dair bir ibare yoktur. Bu nedenle; kovuşturma aşamasında tutukluluktan sayılmayan süreler, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’e ve “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı m.19’a açıkça aykırıdır.

Delil Tartışması ile İlgili BAM Ceza Dairesi Kararının Değerlendirilmesi
12.01.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin konu olduğu ceza yargılamasında maksat; maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olduğundan, hatalı kararların verilmemesi için “delil serbestisi” kuralı benimsenmiş ve ispat için herhangi bir şekil şartı aranmamıştır. Bu nedenle her türlü delil, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bunun sınırları; hukuka uygunluk, yargılama ile ilgili olma ve yargılamayı uzatmama olarak sıralanabilir (CMK m.206/2).

Örgüt Üyeliği Suçunda Yetkili Mahkeme
06.01.2021 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Yer bakımından yetki kuralları; yargı çevrelerinin, ülke mahkemeleri arasında coğrafi olarak dağılımını ifade ederek, kovuşturmaya konu suçun hangi yer mahkemesinde görülmesi gerektiği sorununu çözümler. Bu bölünme uyarınca her mahkemenin yetkisi, kendisine düşen coğrafi alanla, bir başka ifadeyle yargı çevresi ile sınırlıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Yetkili mahkeme” başlıklı 12. maddesi temel yetki kurallarını, “Özel yetki” başlıklı 13. maddesi ise özel yetki kurallarını düzenlemektedir.

Radyo ve Televizyonların Yayın İçeriklerinden Sorumluluğu
1.1.2021 / Prof.Dr. Ersan Şen

6112 sayılı Radyo Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; ifade ve haber alma hürriyetinin sağlanması ile televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, bu Kanunun amaçları arasında sayılmıştır. Bu iki amaç arasında denge doğru kurulmadığı takdirde, ifade ve haber alma hürriyeti amaç olmaktan çıkıp araç haline gelecektir.

Örgüt Evlerinin Teknik Araçlarla İzlenmesi Mümkün müdür?
25.12.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen

Suç ve terör örgütlerinin gerçekleştirdikleri eylem ve faaliyetler ile toplandıkları mekan veya yerler, bu tür organizasyonların değişen teknik imkanlarına göre değişkenlik gösterdiği gibi, yapılanmaları ve faaliyetlerinin gizliliğinin sağlanıp korunması kapsamında da farklı yöntemlere başvurabildikleri, bazı suç örgütleri görünür olmaya çalışsalar da suça konu faaliyetlerini gizli, genellikle “işyeri” olarak tanımladıkları, ön planda meşru ve hukuka uygun faaliyetlerinin arkasında ve gizli alanlarda gayri meşru, suça konu olabilecek hukuka aykırılıkları icra ettikleri, terör örgütü tipi yapılanmaların ise gizliliğe ve hücre tipi yapılanmalara daha fazla önem verip, bunları “istasyon” veya “kazanç yeri” olarak gördükleri, zorla veya rıza ile gelir elde ettikleri işyerlerinin dışında, evlerde, yani konutlarda, ikamet görüntüsünün altında takipten korunmak veya çevreden saklanmak için illegal faaliyet yürüttükleri, bunu da aile tipi yaşantısı ile özel korunaklı apartman dairelerinde veya müstakil evlerde sürdürdükleri görülmektedir.

Teknik Araçlarla İzleme Özel Araçlarda Uygulanabilir mi?
22.12.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen, Araş. Gör. Erkam Malbeleği

Koruma tedbirleri, ceza muhakemesi faaliyetleri sırasında maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için delil elde etmek ve muhafaza etmek, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlamak ve yerine getirilen muhakeme faaliyetlerinin kağıt üzerinde kalmasını önlemek amacıyla ve esasen muhatabının temel hak ve özgürlüklerini sınırlayan, bu nedenle geçici olma, görünüşte haklılık ve orantılılık çerçevesinde tatbik edilen faaliyetlerdir. Bu tedbirler; kişi hakkında henüz bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı bir aşamada temel hak ve özgürlükleri kısıtladığından, hukuk devleti olmanın gereği olarak tedbirlere başvuru sıkı şartlara bağlanmış ve bu tedbirlerin yorumunda kanunilik ilkesi çerçevesinde kıyas yasağı kabul edilmiştir.

Avukatlara Getirilen İhbar Zorunluluğu
20.12.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen

Taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesinde avukatlara şüpheli işlemleri ihbar zorunluluğu getiren “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi” Adalet Komisyonunda kabul edildi.

Ankara BAM 21. Ceza Dairesi’nin ByLock ile ilgili verdiği karar
17.12.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi’nin verdiği bozma kararının ByLock yönü incelendiğinde; somut olayda sanığın ByLock kullandığı tespit edilen GSM hattına ilişkin ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilip değerlendirilerek, duruşmada CMK m.217/1 uyarınca sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulması gerektiğinden, bunun yapılmayarak verilen kararın bozulduğu görülmektedir. Esasen zorunlu müdafilik sorunu olmasa ve duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken kişinin yokluğunda duruşma yapıldığından bahisle CMK m.289/1-e uyarınca bozma kararı verilemese idi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının eksikliğinden dolayı bozma yerine BAM Ceza Dairesi tarafından duruşma açılması ve yapılacak değerlendirmeye göre karar verilmesi gerekirdi.

Dosyaların Birleştirilmesinde Cumhuriyet Savcısının Talep Şartı
17.12.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bağlantılı suçlarda yetki” başlıklı 16. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir”. Görüleceği üzere hükümde; “Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla” ibaresine yer verildiğinden, cumhuriyet savcısının birleştirme yönünde talebi olmadığı sürece dava dosyalarını bağlantı olduğundan bahisle mahkemelerden birisinde birleştirilmesi mümkün değildir. Çünkü kanun koyucu, cumhuriyet savcılarının bu konu ile ilgili istemlerini dosyaların birleştirilmesinin ön şartı olarak aramıştır. Cumhuriyet savcısının birleştirme yönünde istemi olmadıkça, her iki mahkemenin birleştirme yönünden uyuşmasının bir önemi olmayacaktır.

FETÖ-PDY Üyeliğinde Zaman Mefhumu
15.12.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen

FETÖ/PDY liderinin altında yer alan ve dikey yedi tabakadan oluştuğu kabul edilen genel örgüt şemasında, milada bakılmaksızın sorumlulukları yoluna gidilen örgütün üçüncü ve daha üst tabakalarında bulunanlardan, yani örgütün memuru sayılan profesyonellerden yurtdışına kaçmayan, kaçamayan veya bilinçli bir şekilde yurtiçinde bırakılan örgüt mensuplarının “etkin pişmanlık” altında verdikleri ifadelerle; birçok vatandaşın, “Cemaat/Hizmet Hareketi” olarak adlandırılan yapılanmanın, Devlet ve adli makamlarca henüz suç örgütü veya silahlı terör örgütü sayılmadığı dönemlere ilişkin faaliyetlerinden dolayı örgüt üyesi veya üyesi olmadığı örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden sıfatıyla cezalandırıldıkları görülmektedir.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunda Cinsel İlişki Kavramı
7.12.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen, Av. Mert Maviş

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde tanımlanmış ve yaptırıma bağlanmıştır. TCK m.104/1’e göre, “Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”.

Devleti Aşağılama Suçu ve İfade Özgürlüğü
02.12.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen

Mukayeseli Ceza Hukukunda, gerek Kıta Avrupası Hukuku′nda ve gerekse Anglo-Amerikan Hukuku′nda bazı düşünce açıklamalarına, açıklamanın içeriği, yapıldığı yer ve/veya şekli, bireyin şüpheli davranışları, ülkenin o an içinde bulunduğu halin gerekleri gibi nedenlere bağlı kısıtlamalar getirildiği gibi, bireylerin sorumlu tutulduğu görülmektedir.

Yeni ByLock Kararı
30.11.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen

Son günlerde FETÖ/PDY tarafından gizli haberleşme programı olarak kullanıldığı kabul edilen “ByLock” ile ilgili bir kararın kamuoyuna yansıdığı ve gerekçe ayrıntısına yer vermeyen bu karar üzerinden “ByLock” programının delil değerinin ve gücünün tartışıldığı görülmektedir

Roselina-A Gemisine Müdahale ve Açık Deniz Serbestliği
28.11.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat Ervan

Uluslararası hukuk/Devletler Umumi Hukuku; devletler, uluslararası örgütler ve uluslararası toplumu oluşturan diğer birimler arasındaki ilişkileri düzenleyen, yani bir düzene bağlayan, uyulması zorunlu kurallar bütünüdür. Açık denizde bir başka devletin bayrağını taşıyan gemiye müdahale edilmesi, devletlerarası ilişkileri ilgilendirmekte ve Uluslararası Hukukun kapsamına girmektedir.

Hükümlünün Örgütten Ayrıldığı Nasıl Tespit Edilir?
18.11.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen - Av. Beyza Başer Berkün

Örgütlü suçlardan mahkum olanların açık ceza infaz kurumlarına ayrılması usulü; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.14 uyarınca çıkarılan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/2-ç’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre; iyi halli olan ve koşullu salıverilmesine bir yıldan az süre kalan hükümlülerin, bağlı oldukları örgütten ayrıldıklarının ceza infaz kurumu idare ve gözlem kurulu kararı ile tespit edilmesi gerekmektedir.Örgütlü suçlardan mahkum olanların açık ceza infaz kurumlarına ayrılması usulü; 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.14 uyarınca çıkarılan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/2-ç’de düzenlenmiştir. Bu hükme göre; iyi halli olan ve koşullu salıverilmesine bir yıldan az süre kalan hükümlülerin, bağlı oldukları örgütten ayrıldıklarının ceza infaz kurumu idare ve gözlem kurulu kararı ile tespit edilmesi gerekmektedir.

Bozmadan ve Uymadan Sonra Serbestlik
05.02.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Ertekin Aksüt

Bu yazının konusunu; Yargıtay’ın bozma kararına uyduktan sonra ilk derece mahkemesinin veya bölge adliye mahkemesinin ne şekilde hareket edeceği, sanık aleyhine hangi durumlarda karar verip veremeyeceği, sanığın ifadesini hangi durumlarda alıp almayacağı oluşturmaktadır.

Demokratik Cumhuriyette İfade Hürriyetinin Ahlaki Sınırı
10.11.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen

İfade hürriyetinin kapsamının ve sınırlarının tespiti teorik açıdan mümkün gözükse de pratikte oldukça sorunlu bir alanı oluşturmaktadır. İfade hürriyeti yüzyıllardır tartışılan bir meseledir. Düşünmek, düşündüklerini çeşitli yollarla dile getirmek, paylaşmak, üretmek, düşünceleri yaymak, bu sayede ortaklık kurmak, ihtilafları çözmek, başkalarını etkilemek, toplanmak, örgütlenmek, insan olmanın bir gereğidir.

ABD’nin Yönetim Sistemi ve Kongre Seçimleri
5.11.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen

Amerika Birleşik Devletleri; çoğulcu demokrasiye dayalı, başkanlık sistemiyle yönetilen federal bir cumhuriyettir. ABD’nin federal devlet yapısı; 50 federe eyaletten oluşup, başkent Washington’ı içeren “District of Columbia”yı kapsamaktadır.

Terör Suçlarında CMK m.161/8’in Amacı ve Kapsamı
2.11.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen

“Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri” başlıklı Ceza Muhakemesi Kanunu m.161/8’e göre; “Türk Ceza Kanunu’nun 302, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316 ncı maddelerinde düzenlenen suçlar hakkında, görev sırasında veya görevinden dolayı işlenmiş olsa bile cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26 ncı maddesi hükmü saklıdır”.

Gizli Tanığın Dinlenmesi Prosedürü ve Delil Kuvveti
28.09.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Nilüfer Yenice

Gizli tanığın savunmanın yokluğunda uygun görülecek harici bir celsede dinlenmesi ile gizli tanığa sorulması istenen soruların önceden hazırlanıp Mahkemeye sunulması; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.6/3-d ve Anayasa m.36/1’e aykırı olup, “silahların eşitliği” ilkesinin ve tanığı sorgulama hakkının ihlal edilmesi anlamına gelmektedir. Bu şekilde elde edilen gizli tanık beyanı; hukuka aykırı hale gelecek olup, Anayasa m.38/6, Ceza Muhakemesi Kanunu m.206/2-a ve m.217/2 gereğince hukuka aykırı elde edilen bu delilin dosyadan çıkarılması ve yargılamada esas alınmaması gerektiği tartışmasızdır.

Kaçağın Kayyım Atanan Şirketinin veya Ortaklık Payının Satışı ve Tasfiyesi
29.09.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Nilüfer Yenice

Kaçağın, şirket hisselerine (ortaklık paylarına) zorlama amaçlı elkoyulmuş ve bu hissenin idaresi için TMSF kayyım olarak atanmışsa, TMSF’nin yürürlükte bulunan ve 7145 sayılı Kanunla güvenceye alınan 6758 sayılı Kanun m.19/3’ü tatbik etmesi ve bu yolla ceza soruşturması ve kovuşturması tamamlanıncaya kadar satış ve tasfiye işlemlerini uygulaması mümkündür. Bu aşamada, TMSF’nin kayyım atandığı şirketler yönünden 6758 sayılı Kanun m.19’un halen yürürlükte olduğu gözetilerek, kaçağın kayyıma devredilen ve (henüz sorgusu yapılamayanlar için -CMK m.247/3- mahkumiyet kararı verilemediğinden) müsadere edilemeyen şirket hisselerinin satış ve tasfiyesi TMSF tarafından gerçekleştirilebilir. 7145 sayılı Kanun m.26 ile düzenlenen geçici 1. maddenin 1. ve 2. fıkraları, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler yönünden, bu şirket ve malvarlığı değerlerine ilişkin olağanüstü dönemde yürürlüğe koyulan kanun hükümlerini güvenceye almaktadır. Bu durumda, 6758 sayılı Kanun m.19/3 uyarınca TMSF’nin satış ve tasfiye yetkisini kullanmasına kanuni bir engel bulunmamaktadır. Hali hazırda, TMSF’nin kayyım olarak atandığı şirketler bakımından 6758 sayılı Kanun m.19/3 yürürlükte olup, satışlar işbu madde uyarınca gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla, malikinin veya maliklerinin “kaçak” olması sebebiyle CMK m.248/1 uyarınca elkoyulan veya idaresi için kayyım atanan ve sonrasında 6758 sayılı Kanun m.19 uyarınca kayyım olarak TMSF’nin atandığı şirketler, ortaklık payları ve varlıklarda satış yetkisi TMSF tarafından kullanılmakta ve bu hususta kaçağın soruşturma ve kovuşturma dosyasının görüldüğü adli mercilerden karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü 6758 sayılı Kanun m.19/7 uyarınca, kayyım olarak TMSF’nin atanmasından itibaren elkoyma kararı ortadan kalkmakta, ilgili savcılık ve mahkemelerce elkoyma kararına bağlı kısıtlamalara son verilmektedir. Bu aşamada, TMSF’nin işbu malvarlığı değeri üzerinde “satış yetkisi” dahil olmak üzere tasarrufta bulunma hak ve yetkisi bulunmakta ve bu yetki ceza soruşturması ve kovuşturması kesinleşinceye kadar veya satış ve tasfiye işlemleri tamamlanıncaya kadar devam etmektedir.

Adli Merciler Tarafından Bilgi İsteme ve Görevi Kötüye Kullanma
21.10.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin

Bu yazıda, adli merciler ve avukatlar tarafından ilgililerden bilgi istenmesi ve bu talebin karşılanmaması halinde ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar tartışılmaktadır.

Ceza Muhakemesinde Yargılanmanın Yenilenmesi
19.10.2020 / Prof.Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Mehmet Vedat ERVAN

Aşağıda; - Yargılamanın yenilenmesi prosedürüne genel olarak değinildikten sonra, - Kanun yoluna başvurabilecek kişiler, başvuru şekli ve başvurulacak yargı mercii, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru sonucunda verilecek ihlal kararının, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için hangi yargı merciine gönderileceği, - Başvuru süresi, - Başvuru sebepleri, - Başvurunun incelenmesi sürecinde yargılamanın yenilenmesinde kabule değer bulma, delil toplanması ve işin esasına girilmesi kararlarına ilişkin aşamalar bir bütün içinde ele alınıp açıklanacak, - Makalenin son kısımda ise, Yargıtay’ın bir emsal kararı dikkate alınmak suretiyle yargılamanın yenilenmesi sürecinin nasıl işleyeceğine yer verilecektir.

İnfaz Ertelemesi Sonunda Hükümlünün Teslim Olma Yükümlülüğü
09.12.2019 / Prof. Dr. Ersan Şen - Av. Beyza Başer Berkün

İnfazın hükümlünün istemi üzerine ertelenmesi müessesesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 17. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre; kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, cumhuriyet başsavcılığınca her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki yıl süre ile ertelenebilir. Erteleme, hükümlünün güvence göstermesine veya uygun görülecek başka bir koşula da bağlanabilir. Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler ile disiplin veya tazyik hapsine mahkum olanlar, infaz ertelemesinden faydalanamazlar.

Temyiz İncelemesinde Müsadere Hakkında Verilebilecek Kararlar
22.04.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen - Av. Beyza Başer Berkün

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 54. maddesine göre; kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan, suçun işlenmesine tahsis edilen, suçtan meydana gelen, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olduğu değerlendirilen suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya ile üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya müsadere edilir, yani malın zoralımına ve mala daimi elkoyulmasına karar verilir ki, artık burada ilgilinin zilyetlik/kullanma ve mülkiyet hakları sona erer.

Karar İncelemesi: İştirakle İşlenen Suçlarda Olası Kastın Gündeme Getirdiği İsnadiyet Sorunu
05.09.2019 / Prof.Dr. Ersan Şen, Araş.Gör. Erkam Malbeleği

Çalışmamızda ele alacağımız karar Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin 20.03.2019 tarih ve E. 2018/5762, K. 2019/1750 sayılı kararıdır[1]. Karar; bütün yönleriyle değil, sadece olayda yaşamını yitiren ve çatışmanın tarafları dışındaki kişi bakımından yapılan değerlendirmeyle sınırlı olarak ele alınacaktır.

Avukatlık Kanunu Taslağının Değerlendirilmesi
02.05.2020 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Ertekin Aksüt

Son günlerde; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun özellikle barolarda ve Türkiye Barolar Birliği’nde yapılacak seçimleri ilgilendiren hükümlerinin değiştirileceğine, hatta Avukatlık Kanunu’nun tümü ile yenileceğine dair haberlerin çıktığı görülmektedir. Bu haberlerin hemen ardından toplam 199 madde ve dört geçici maddeden oluşan “Avukatlık Kanunu Taslağı” adlı bir çalışma paylaşıldı, ancak bu Taslağa sahip çıkılmadı, Taslağın eski olduğu, gündemde olmadığı ve yapılması düşünülen düzenlemenin yürürlükte bulunan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu üzerinden gerçekleştirildiği de ifade edildi.

TCK m.188/8
14.07.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Ertekin Aksüt

Türk Ceza Kanunu’nun “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” başlıklı 188. maddesinin bir nitelikli halini düzenleyen 8. fıkrasında; maddede tanımlanan suçların “tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, ...

TCK m.188/3 ve 191/1 Sorunları
13.07.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Ertekin Aksüt

1. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 3. fıkrasında, suça konu maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, ...

Mafyaya Karşı Sembol Hukukçu: G. Falcone ve Düşündürdükleri
07.12.15 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Mahmut Can Şenyurt

1939 yılında Sicilya’nın Palermo şehrinde doğan Giovanni Falcone, İtalya’nın mafya yapılanmasının çökertilmesinde görev yapmış en önemli isimlerden birisidir. Falcone, Sicilya’da gerilimin ciddi anlamda tırmandığı 1980’li yılların başlarında Palermo Cumhuriyet Başsavcılığı’nda meslek hayatına başlamış, daha sonra ise sorgu hakimi olarak görev yapmıştır. Bu gerginliğin sebepleri ise, hakim ve savcılar ile kolluk kuvvetlerinin önde gelen isimlerinin sürekli suikasta kurban gitmeleridir.

Ermeni Meselesine Hukuki Bakış
07-12-15 / Ersan Şen

Tehcir Kanunu (Sevk ve İskan Kanunu), 27 Mayıs 1915 tarihinde savaş halinde olan Osmanlı İmparatorluğu’na karşı gelenler hakkında askeri birlikler tarafından gerekli tedbirlerin alınması amacıyla kabul edilen bir kanundur. Asıl adı, “Savaş Zamanında Hükümet Uygulamalarına Karşı Gelenler...

Avukatın Yargılanması
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Avukatın, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği veya Baro organında üstlendiği görevinden doğan veya görevi sırasında işlediği iddia edilen suçlardan dolayı, soruşturma ve kovuşturma yapılması, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58 ila 60. maddelerinde öngörülen özel usule tabi tutulmuş olup, Kanunun “suçüstü hali” başlıklı 61. maddesinde yer alan durum ise bundan istisna tutulmuştur.

Avukatın Şüpheli/Sanığın Yanında Durması
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

CMK m.149/3’e göre, “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz”.

Avukatın Aranması
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Arama, suçu önlemek veya işlenen suçun failini ve delillerini bulmak amacıyla uygulanan, bireyin özel hayatının gizliliği ve korunması hakkını kısıtlayan bir tedbirdir. Tanımından da anlaşılacağı üzere arama iki türlüdür. İlki önleme ve diğeri de adli aramadır.

Avrupa Birliği 2014 Yılı İlerleme Raporu ve Tespitler
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Avrupa Birliği, üyelik başvurusu incelenen Türkiye Cumhuriyeti’nin yol haritasına uyup uymadığının tespiti amacıyla farklı başlıklarda hazırladığı 2014 Yılı İlerleme Raporunu açıkladı. Bu Raporda; “hukuk düzeni, yargı ve adalet” konusu hakkında yapılan inceleme ve sonuçlar da ortaya koyulmuştur

Arama Elkoyma (Genişletilmiş)
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Arama ve elkoyma; suç işlediği şüphesi altında bulunan kişinin özel hayatın gizliliği ve korunması hakkı ile konut ve iş yeri dokunulmazlığı hakkını ve mülkiyet hakkını kısıtlayan bir yargılama tedbiridir. Arama ve elkoyma, adından da anlaşılacağı üzere “ceza” olmayıp, yargılamada maddi hakikate...

Alman Dinlemesi: Devletin Koruyup Kollama Görevi
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Biz birbirimizle uğraşıp, birbirimizi takip edip, dinler ve izlerken, dost ve NATO üyeliğimiz sebebiyle müttefikimiz saydığımız Almanya’nın Türkiye Cumhuriyeti’ni dinleyip, izlediği ve kayda aldığı ortaya çıktı.

Adli Sicil Kaydı
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Bir suçtan yargılanan veya mahkum edilen insanı rahatsız eden önemli bir konu da, yalnızca cezalandırılmaktan duyduğu endişe değil, aynı zamanda sabıkalı hale gelmesi ve hakkında adli sicile kayıt düşülmesidir.

Adli Amaçlı İletişimin Denetlenmesi Tablosu
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

İletişimin denetlenmesinden elde edilen veriler somut delil değil, somut delillere ulaşmada veya somut delilleri desteklemede yardımcı delillerdir. Bu denetim, yalnızca mobil ve sabit telefonlarla yapılan sesli ve/veya görüntülü konuşmaları değil, diğer teknik cihazlar ve internet üzerinden yapılan görüşmeleri de kapsar.

Adillik mi Dürüstlük mü?
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Bağlı olduğumuz İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinin başlığı, “Right to a fair trial” olarak gösterilmiştir. Bu başlık dilimize ve Türk Hukuku’na, “adil yargılanma hakkı” olarak tercüme edilmiştir.

6638 Sayılı İç Güvenlik Kanunu
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İçişleri Alt Komisyonu’nun 05.01.2015 tarihinde kabul ettiği ve kamuoyunda “iç güvenlik paketi” olarak bilinen “Polis Vazife Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” vasıtasıyla birçok kanunda değişikliğe gidilmesine karar verildi. Tasarı, yürürlük ve yürütme maddeleri hariç toplam 130 maddeden oluşmakta idi. Ancak TBMM Genel Kurulu’nda yaşanan uzun tartışmalar sonrasında, Tasarının yürürlük ve yürütme maddeleri dahil toplam 69 maddesi, 04.04.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6638 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun adı ile kanunlaşabildi.  Aşağıda, sorunlu gördüğümüz Kanun hükümlerinden bazıları hakkında tespitler sunulacaktır.

6545 Sayılı Kanunla Değiştirilen Ceza Hükümleri (1)
07.10.2015 / Prof. Dr. Ersan Şen

6545 sayılı Kanunun 1. maddesinde; esrar elde etmek (4 yıldan 12 yıla kadar) veya kullanmak için (1 yıldan 3 yıla kadar) kenevir ekmeye ilişkin ciddi hapis cezalarının öngörüldüğü görülmektedir.

6545 Sayılı Kanun: TCK Yeni m.104 ve 105
02.02.15 / Prof. Dr. Ersan Şen

Öncelikle belirtmeliyiz ki, TCK m.102 ve 103’de suçların unsurları ve cezaları ile suçları etkileyen nedenlerde değişikliklere gidildiği görülmektedir. Bu nedenle, değişikliklerin failin lehine olmadıkları konusunda değerlendirmelerin yapılması gerektiği açıktır.