Blog

Alperen Gözükan

YAZARIN MAKALELERİ
Ceza Yargılamasında Bilirkişinin Kusur Değerlendirmesinin Hukuka Aykırılığı
17.10.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; mevzuat, doktrin ve Yargıtay kararları doğrultusunda, ceza yargılamalarında bilirkişilerin, tarafların asli veya tali kusurlu olduklarına dair değerlendirme yapmalarının hukuka aykırı olup olmadığı değerlendirilecektir.

Gönüllü Vazgeçmede Aktif Çaba Şartı
13.09.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan, Stj. Av. Eren Polat Kutlu

Bu yazımızda; ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan hallerden birisi olan gönüllü vazgeçmenin kapsam ve anlamına kısaca değinilerek, hangi hallerde gönüllü vazgeçmenin uygulanabileceği örnek olaylar ve doktrin ile Yargıtay kararları kapsamında incelenecektir.

Bir Örnek Olay Üzerinden Olası Kast Bilinçli Taksir Değerlendirmesi
06.07.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; 30 Haziran 2023 tarihinde; (X) plakalı araç sürücüsünün, (Y) plakalı otomobile çarpması ve bu otomobilin de karşı şeritten gelen (Z) plakalı minibüsle çarpışması ile İzmir’de meydana gelen trafik kazasında, 4’ü otomobilde ve birisi minibüste yer alan 5 kişinin hayatını kaybettiği ve 23 insanın da yaralandığı olayda, halk arasında makas atma olarak bilinen yöntemle aracı sevk ve idare eden, diğer araç sürücüleri ile yolcuları tehlikeye atacak şekilde şerit değiştiren şoförün ceza sorumluluğu değerlendirilecektir .

Sahte İçkiden Kaynaklanan Ölüm ve Yaralanmalarda Manevi Unsur
06.07.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; sahte içki, yani etil alkol yerine metil alkol kullanılarak üretilen alkollü içeceğin tüketilmesi sebebiyle gerçekleşen ölüm neticelerinde, sahte içkiyi üreten (imal eden) ve satan kişilerin, ölüm neticeleri bakımından ceza sorumluluğu dereceleri suçun manevi unsuru bakımından değerlendirilecektir. İçki üretiminde etil alkol yerine metil alkol kullanılması ve tüketicilerin zehirlenmesinin sebebi, içki üretmek için kullanılmaması gereken ve insanı öldürücü etkiye sahip olduğu kesin olarak kabul edilen metil alkole daha ucuz ulaşılabilmesinden kaynaklanmaktadır. Böylece; içkiyi üreten daha ucuz maliyetle karşılaşmakta, ancak insan hayatını gözardı etmekte, hatta sahte içkiyi bilerek satıp tüketiciye ulaştıran satıcı da aynı şekilde insan hayatını hiçe sayarak para kazanma uğruna öldürücü etkiye sahip sahte içkiyi satabilmektedir. Bazen sahte içkiyi üretenle satan aynı olabilir ki, bu durumda failin üreticiliği ön plana çıkacak, satıştan kaynaklanan sonuçlarda, üretim ve satıştan ayrı fiiller olmaları sebebiyle ayrı ceza sorumluluğu doğacağı kabul edilse bile, gerçekleşen insan ölümü ve yaralanmalarına temel olarak sahte içki üretimi yol açtığından, üretenin ve satanın aynı failde birleştiği durumda failin sahte içki üretimi fiili öne çıkacaktır.

Hükümle Birlikte Tutuklulukta Müdafi Zorunluluğu
22.06.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; sanık müdafiinin duruşmada yer almadığı durumda, sanık hakkında mahkumiyet kararı ile birlikte tutuklama kararı verilmesinin hukuka uygun olup olmayacağı değerlendirilecektir.

Güvence Belgesinin Kapsamı
18.04.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Buğra Şahin, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Sanığa verilecek güvence belgesi” başlıklı 246. maddesinde düzenlenen ve CMK m.248/7 atfıyla şüpheli hakkında da uygulanabilen güvence belgesinin, yalnızca verildiği dosya bakımından mı, yoksa şüpheli veya sanığın soruşturulduğu veya yargılandığı tüm dosyalar bakımından mı tutuklanmayacağı konusunda güvence sağladığı sorusuna cevap aranacaktır.

Sırf Yapı Kayıt Belgesine Sahip Olmak Ceza Sorumluluğunu Gündeme Getirir mi?
03.04.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi uyarınca verilen yapı kayıt belgesine sahip olan malikin, deprem sebebiyle yıkılan binada gerçekleşen ölüm ve yaralanma neticelerinden doğrudan sorumlu olup olmayacağı, geçici 16. maddenin 10. fıkrasında yer alan sorumluluk düzenlemesinin, ceza sorumluluğu için de geçerli olup olmadığı değerlendirilecektir.

Aynı veya Farklı Ruhsatlı Yapılarda Deprem Nedeniyle Gerçekleşen Ölümler ile Yaralanmalarda İçtima
16.03.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; bir müteahhit tarafından inşa edilen, aynı veya farklı sitelerde yer alan binaların, ilk veya daha sonraki depremlerde yıkılması durumunda, gerçekleşen ölüm ve/veya yaralama neticelerinden nasıl sorumlu olunacağı, bu kapsamda, failin ceza sorumluluğu bakımından kaç fiilin bulunduğu, her bir yıkımın ayrı fiil olarak kabul edilip edilmeyeceği, farklı ihtimaller doğrultusunda, suçun maddi unsurlarından olan hareket ve içtima kuralları kapsamında değerlendirilecektir.

Binalarda Kolon Kesilmesi ve Kiriş Kırılmasının Kusur Derecesine Etkisi
03.03.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan depremlerden sonra gündeme gelen önemli konulardan birisi olan, bina sahiplerinin veya kiracıların; farklı sebep ve gerekçelerle bulundukları binada, giriş katında veya dairede yer alan kolon ve kirişler üzerinde değişiklik yapması, olması gereken özelliklere, projelere uymadan inşa etmeleri veya ettirmeleri, kolon kesmeleri, kiriş kırmaları veya çatlatmaları sonrasında, bu değişiklikler sebebiyle gerçekleşen bir depremde içinde insan bulunan yapıların yıkılması halinde, gerçekleşen ölüm ve yaralanma neticeleri bakımından sorumluluğun ve kusur derecesinin ne şekilde belirlenmesi gerektiği değerlendirilecektir.

Ölüme Sebep Olan Tabii Afet mi, Yoksa İhmal mi?
15.02.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.11.2017 tarihli, 2017/860 E. ve 2017/454 K. sayılı kararı doğrultusunda, doğal afetin yıkıcı etkisinin kişilerin kusurları ile çoğaldığı hallerde, buna sebep olan kusurlu kişilerin ceza sorumluluğu, olası kast bilinçli taksir tartışması kapsamında değerlendirilecek ve bu değerlendirme üzerinden, 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş Depremleri sonucunda meydana gelen ölüm neticeleri bakımından bazı tespitlere yer verilecektir.

Depremlerde Yıkılan Binalardan Doğan Ceza Sorumluluğu
10.02.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

06.02.2023 tarihinde, saat 04:17’de merkezi Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi olan 7.7 büyüklüğünde depremle aynı gün saat 13:24’de merkezi Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesi olan 7.6 büyüklüğünde deprem ve bu depremlerin ardından artçı depremler meydana gelmiş olup (Bu yazıyı kaleme aldığımız an itibariyle 1.509 deprem), deprem tehlikesi halen devam etmektedir. Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illerimiz depremden birinci derece etkilenen illerimiz olup, bu şehirlerde binalar yıkılmış ve vatandaşlarımız hayatını kaybetmiştir. Cumhurbaşkanımız; 10 ilimizi kapsayacak şekilde Anayasa m.119’da yer alan yetkisini kullanarak, tabii afet nedeniyle 07.02.2023 tarihinde olağanüstü hal ilan etmiş, bu karar aynı gün Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 09.02.2023 tarihinde onaylanmıştır.

Güncel Olaylar Üzerinden Bir Başka Olası Kast Bilinçli Taksir Tartışması
06.02.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Suçun manevi unsurunun türlerinden olan olası kast ve bilinçli taksir ayırımına dair teorik açıklamaları; “Olası Kast ile Bilinçli Taksir Kesişmeleri ”, “Doğrudan Kast, Olası Kast ve Bilinçli Taksir Tartışması ”, “Olası Kast ve Bilinçli Taksir ”, “Bilinçli Taksirin Koşulu Olarak ‘Neticenin Gerçekleşmeyeceğine Duyulan Güven’ ”, “İki Örnek Olay Doğrultusunda Olası Kast Bilinçli Taksir Değerlendirmesi ” başlıklı yazılarımızda detaylı şekilde yapmıştık. Bu yazımızda ise, güncel iki olay üzerinden olası kast bilinçli taksir değerlendirmesi yapılacaktır.

İki Örnek Olay Doğrultusunda Olası Kast Bilinçli Taksir Değerlendirmesi
03.02.2023 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Erkam Erdem, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; suçun manevi unsurlarından olan olası kast ve bilinçli taksir hakkında kısaca bilgi verilecek, sonrasında, haberlere ve sosyal medyaya yansıyan iki örnek olay kapsamında olası kast bilinçli taksir değerlendirmesi yapılacaktır. Esasen Ceza Hukukunda sübjektif sorumluluğun ve kusur türü olarak da kastın, istisnai olarak da taksirin kabul edildiğini, bunun dışında ne olduğu belirsiz, anlaşılamayan, her yana çekilebilen, taksirle sürekli karıştırılan, eşitliğe, adalete ve hakkaniyete uygun olmayan ağır veya farklı sonuçların ortaya çıkmasına yol açabilen, kastın hareketi ve ondan doğan neticeyi bilip istemek olduğu tanımına ters düşen olası, yani muhtemel kastı kabul etmediğimizi, Ceza Hukukunda bu kusur türünün yerinin olmadığını, bunun yerine kastın ve taksirin unsurları ile her iki kusur türünün derecelerine ve somut olayın özelliklerine göre bir inceleme ve değerlendirme yapılmasının uygun olacağını, aynen müşterek faillik müessesinde yaşanan hatalı veya yeknesaklıktan uzak uygulamaların burada da yaşandığını, eski kusur ve iştirak müesseselerine dönüşün gerekli olduğunu yeri gelmişken ifade etmek isteriz.

İddianamenin Düzenlenmesi için Aranan “Yeterli Şüphe” Şartı
02.11.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu çalışmada; şüphe kavramının ceza yargılamasında anlamına ve kapsamına değinilerek, Cumhuriyet savcısının, iddianame düzenleyip soruşturma aşamasını sona erdirebilmesi için, şüphelinin isnad edilen suçu işlediğine dair şüphenin, yeterli şüphe seviyesine ulaşması şartından ne anlaşılması gerektiği değerlendirilecektir.

Karar Alınmaksızın Arama ve İletişimin Dinlenmesi Tedbirlerinin Hukukiliği
22.10.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu çalışmada; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.05.2019 tarihli, 2016/1062 E. ve 2019/441 K. sayılı kararına konu olan olay özetlenerek, kolluk görevlilerince gerçekleştirilen arama işlemleri ile telefon görüşmelerinin dinlenmesinin ve kayda alınmasının hukukiliği değerlendirilecektir.

Hayasızca Hareketler Suçu Kapsamında Teşhircilik Fiili
13.06.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Alperen Gözükan

Bu çalışmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 225. maddesinde düzenlenen “hayasızca hareketler” suçunun fiil unsurlarından olan, “teşhircilik” fiilinin anlam ve kapsamı açıklanacaktır. Esasen kanun koyucu hayasızca hareketler suçu kapsamında iki seçimlik hareket düzenlemiştir. Genel ahlakın bir hukuki yarar olarak gözetilmesi amacıyla, alenen, yani belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir şekilde cinsel ilişkide bulunmak veya teşhircilik yapmak, hayasızca hareketler suçunun iki seçimlik hareket tipini oluşturmaktadır. Aşağıda; teşhircilik fiilinden bahsedilirken, konu ile ilgisi olması bakımından alenen cinsel ilişkide bulunmaya da yer verilecektir.

Retweetin Ceza Sorumluluğu
23.09.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Alperen Gözükan

Bu yazımızda; retweetin kapsam ve anlamına değinilerek, içeriği itibariyle suç olan bir tweetin retweet edilmesinin, ceza sorumluluğu bakımından değerlendirilmesi yapılacaktır.

Ceza Muhakemesinde İddianame
09.09.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Alperen Gözükan

Başlarken tarihten bir not; Tarihte bilinen iddianamelerden birisi, Maximilien Robespierre’nin 1793 yılında Fransa Kralı 16. Louis’ye karşı Konvansiyon önünde okuduğu suçlama belgesidir. Robespierre, Kralın idamını kamu yararına bir önlem ve ulusal yazgının bir gereği ve özgürlük girişimi olarak nitelediğinden, okuduğu iddianameye göre yargılanmasını ve avukatlar tarafından savunulmasını istemedi. Ona göre Kral bir an evvel giyotinle idam edilmeli idi. Fransa’nın ve Fransız Milletinin iyiliği için, bu zor yol tercih edilmeli idi. Sonuçta Robespierre’nin istediği oldu ve Kral, kendisini suçlayan iddianameye karşı yargılanmadan ve savunmasını yapamadan öldürüldü. Bir anlamda iddianame Kralın idam hükmü/idam fermanı oldu. Ne var ki; Fransa’nın ve Fransız Milletinin iyiliği için bunu isteyen Robespierre de bir sene sonra aynı akıbete uğramaktan, kendisini savunamadan ve yargılanmadan giyotinle idam edilmekten kurtulamadı. Her iki yöntem ve akıbet de yanlıştı.

Türk Vatandaşlığının Kazanılmasında “İyi Ahlak Sahibi Olmak” Şartı
20.08.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Alperen Gözükan

Anayasa Mahkemesi; 17.06.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 03.03.2022 tarihli ve 2018/31431 başvuru numaralı kararında, Türk vatandaşlığını kazanmak için İçişleri Bakanlığına başvuran Rus uyruklu yabancının, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan “iyi ahlak sahibi olmak” şartını sağlamadığı gerekçesiyle vatandaşlık talebinin reddedilmesi işleminde, yeterli gerekçe gösterilmediğinden, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Tasarlayarak Öldürme Suçu ve Haksız Tahrik
04.07.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Stj. Av. Alperen Gözükan

Bu çalışmada; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunun, TCK m.82/1’in (a) bendinde öngörülen nitelikli hallerinden birisi olan, öldürme fiilinin tasarlayarak işlenmesinden ne anlaşılması gerektiği, kusurluluğu etkileyen nedenlerden olan haksız tahrik hükümlerinin tasarlayarak öldürme suçunda uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilecektir. Esas itibariyle; “tasarlama”, bilerek ve isteyerek, yani kasten insan öldürme suçunda kastın en yoğunlaşmış hali olduğundan, tasarlayarak (insan) öldürme suçu denilmesi yeterli olmakla birlikte, “kasten (insan) öldürme suçunun tasarlayarak işlenmesi” nitelendirmesi de kullanılabilir.

Yatırım Esasına Dayalı Türk Vatandaşlığının Hukukiliği
23.06.2022 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Beyza Başer Berkün, Stj. Av. Alperen Gözükan

Bu yazıda; yatırım esasına dayalı vatandaşlığın tanımı ve kapsamı ile yetkili merci kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığının kazanılması konularına değinilerek, Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 20. maddesinde öngörülen, yatırım yapmak suretiyle vatandaşlığın kazanılmasının hukukiliği hakkında değerlendirme yapılacaktır.