Cem Serdar, LL.M. Rechtsanwalt

Bildung

Rechtsfakultät der Özyeğin-Universität, LL.M. (2024)
Rechtsfakultät der Özyeğin-Universität (2021)
Lycée Français Saint Benoît in Istanbul (2017)

Arbeitsbereiche

Ceza Hukuku

Sprachen

Türkisch
Französisch

Blog

İstinafta Ceza Dairelerinin Bozma Yetkisinin Aşılması Sorunu
31.10.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” başlıklı 280. maddesinde yer alan; “(1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; a) İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, b) Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenine uygun olarak mahkumiyete konu suç için kanunda yazılı cezanın en alt derecesinin uygulanmasını uygun görmesi halinde, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine,

Suçtan Zarar Görenin Kamu Davasına “Katılan” Kabul Edilmemesi Sorunu
14.10.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

Daha önce kaleme aldığımız “Tüzel Kişilerin ‘Suçtan Zarar Gören’ Sıfatı ile Kamu Davasına Katılabilmesi ” başlıklı yazımızda; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kamu davasına katılma” başlıklı 237/1’de yer alan, “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” hükmün uygulamada nasıl hayata geçirilmesi gerektiğine, kimlerin “katılan” sıfatını haiz kabul edilebileceklerine ilişkin görüşümüzü ortaya koymuştuk.

İHAM’ın ByLock Delili Bakımından Yetki Sınırı
08.10.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

Daha önce kaleme aldığımız “İHAM Büyük Daire’nin ‘ByLock Kararı’ Nasıl Yorumlanmalı?”, “İHAM’ın Yasak/Türkiye Kararı Değerlendirmesi” ve “İHAM’ın ByLock Delili Hakkında Güncel Kararı” başlıklı yazılarımızda; İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nin Yalçınkaya/Türkiye, Yasak/Türkiye ve Parun/Türkiye kararlarını değerlendirdik, bu kararlar kapsamında İHAM’ın FETÖ/PDY dosyaları bakımından “ByLock” deliline nasıl baktığını yorumladık ve İHAM’ın delil değerlendirme bakımından yetki kapsamına ilişkin görüşümüzü de ortaya koyduk. Bu yazıda; daha önceki yazılarımızda yer verdiğimiz görüşleri özet olarak aktararak, İHAM’ın “ByLock” bakımından yaptığı değerlendirmenin yetkisi kapsamını ele alacağız.

İHAM′ın ByLock Delili Hakkında Güncel Kararı
05.10.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi 29.09.2026 tarihli, 9991/20 ve 344 diğerleri başvuru numaralı Parun ve Diğerleri - Türkiye Davasında; "Bazı başvurucuların durumunda, iletişimin niteliği ve içeriğinden bağımsız olarak sözkonusu uygulamanın kullanımının tespit edilmesinin mahkumiyet için yeterli olduğu gerekçesiyle, ByLock üzerinden yapılan iletişimin şifresi çözülmüş içeriğini de içerebilecek ayrıntılı ByLock bulguları ve değerlendirme raporlarının dava dosyalarına eklenmesini beklemeden mahkumiyet kararları verilmiştir. … Bununla birlikte, ByLock′un sadece kullanıldığının tespit edilmesinin, tek başına, iç hukukta tanımlandığı şekliyle silahlı terör örgütü üyeliği suçunun tüm unsurlarının varlığına dair kesin delil olarak kabul edildiği gerçeği ortadadır." gerekçelerine yer vererek, kararın ekinde belirtilen birçok başvuru ile birlikte, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.7/1’de yer alan “kanunsuz suç ve ceza olmayacağı” ilkesinin ve yine İHAS m.6/1’de bulunan adil/dürüst yargılanma hakkının başvurucular bakımından ihlal edildiğine karar vermiştir.

Milletvekili Dokunulmazlığının Kapsamı
29.09.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Av. Cem Serdar

I. Giriş Dokunulmazlık denildiğinde akla ilk; temsili demokraside milletin temsilcisinin, yani yasama veya milletvekilinin dokunulmazlığı gelir . Dokunulmazlık, hukuki ve cezai sorumluluktan muaf olmaktır. Bu muafiyet veya yargı bağışıklığı, “hukuk devleti” ilkesini rencide edecek şekilde bir ayrıcalığın veya suç işleme özgürlüğünün milletvekiline tanınması olarak anlaşılmamalıdır. Prensip olarak, hukuk devletinde herkes hukukilik denetimine açık olmalı, hukuka aykırı veya konusu suç teşkil eden eylemlerinden dolayı hesap vermelidir. Ancak bu prensibe, halkı temsil eden kişinin iradesinin kısıtlanmaması, baskı altına alınmaması, temsilcilik görevini özgürce yapabilmesi, konuşabilmesi, davranabilmesi ve oy kullanabilmesi amacıyla istisna getirilmiştir. Milletvekili dokunulmazlığına yöneltilen birçok eleştiriye rağmen, özellikle muhalif parlamenterlerin korunabilmesi için yasama dokunulmazlığının korunması gerektiğine inanmaktayız.