Avukatın İddia ve Savunma Dokunulmazlığı Kapsamında Kişisel Verilerle İmtihanı
Kişisel veri kavramının tanımı ve kapsamı, kişilerin TCK m.136 kapsamında sorumluluğunun tespiti bakımından oldukça önemlidir. Hapis cezası gibi ağır yaptırım araçlarına sahip Ceza Hukukunun, kişisel verinin korunması hukuki menfaatini Kanunda suç ihdas ederek güvenceye alması isabetli bir tercih olmakla birlikte, bu suçun sınırlarının belirli olması “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi ile temel hak ve hürriyetlerin bir gereğidir. Bu sebeple, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda kişisel veri tanımı yapılmalıdır. Kişisel veri, uygulamada hangi verinin kişisel veri sayılacağı hakkındaki tereddüdü giderecek şekilde kaleme alınmalıdır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda yer alan tanım somutluktan uzaktır. 6698 sayılı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi; “(...) Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi,” kişisel veri saymıştır. 6698 sayılı Kanunda yer alan bu tanım çok geniş olup, Ceza Hukuku bakımından kişisel veri tanımının “suçta ve cezada kanunilik” ilkesine uygun olarak daraltılması, öngörülebilir ve bilinir olması gerekir.Savunma hakkının temel unsuru, kişilerin avukatını özgürce seçmesi ve seçilen avukatın etkin bir şekilde faaliyetini, yani “müvekkilini savunma hakkını” kullanabilmesidir. Savunma hakkı kapsamında avukatın savunmasında kullandığı deliller, kişiyi belirli veya belirlenebilir kılan bilgi veya belgeler kişisel verileri içerdiğinden bahisle, TCK m.136 kapsamında ceza sorumluluğuna yol açmamalıdır. Avukatlık Kanunu m.2/3 uyarınca avukatların kurumlardan talep ettiği belgenin, kişisel veri içermesi, savunma görevinin yerine getirilmesine engel değildir. Belirtmeliyiz ki; avukatın yapacağı savunmalarda, sunacağı deliller sebebiyle ceza soruşturması altına alınacağı endişesine kapılması, avukatın savunma görevini tam olarak yerine getirememesine sebep olacak, bu şekilde savunma hakkı ve savunma dokunulmazlığı ihlal edilecektir.
Avukatın adli makamlar önünde yaptığı yazılı veya sözlü savunmaları kapsamında; temsil ettiği kişinin haklarını korumak ve savunma hakkını kullanmak adına ibraz ettiği belgelerde, hukuka aykırılık bilinci ile hareket etmediği tartışmasızdır. Yargıtay tarafından da kabul edildiği üzere, gerektiğinde mahkemece temin edilebilecek nitelikteki belge örneklerinin savunma hakkı kapsamında delil olarak yargılama mercilerine sunulmasında, avukatın hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı ve TCK m.136’da düzenlenen suçun oluşmayacağı belirtilmel