Doç. Dr. Erkan Duymaz Rechtsberater

Bildung

Dr. Erkan Duymaz hat 2002 sein Studium an der Rechtsfakultät der Universität Ankara abgeschlossen. Seine Master- und Doktorgrade im Bereich des Öffentlichen Rechts hat er an der Universität Jean Moulin Lyon III erworben. Von 2015 bis 2017 arbeitete er als Berichterstatter am Europäischen Gerichtshof für Menschenrechte. Derzeit ist er als Hochschullehrer am Lehrstuhl für Rechtswissenschaften der Fakultät für Politikwissenschaften der Universität Istanbul tätig und unterrichtet in den Bereichen Verfassungsrecht und Menschenrechte. Darüber hinaus berät er in zahlreichen Projekten des Europarates in der Türkei. Er spricht Englisch und Französisch.

Arbeitsbereiche

Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Bireysel Başvuru

Sprachen

Türkisch
Englisch
Französisch

Blog

İdari Yaptırımlarda “Kanunilik” İlkesi ve Kanunilik Güvencesi
29.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz

“Suçta ve cezada kanunilik” ilkesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m.7 ile Anayasa m.38’de düzenlenmiştir. Bu ilke; kişileri, devletin cezalandırma yetkisini keyfi şekilde kullanmasına karşı koruyan, modern Ceza Hukukunun ve İnsan Hakları Hukukunun temel güvencelerinden biridir.

Taksirli Suçta Sürücü Belgesinin Geri Alınmasında Ölçülülük Sorunu
24.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz, Av. Beyza Başer Berkün

Türk Ceza Kanunu’nun “Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” başlıklı 53. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, “Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar”.

Bağlantılı Suçlarda Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı Sorunu
11.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz

İstinaf kanun yoluna ilişkin olarak Kanundan ve/veya uygulamadan kaynaklanan sorunlar, bireysel başvuru mekanizması aracılığı ile Anayasa Mahkemesi’nin (AYM’nin) önüne gelmeye devam etmektedir. Önceki çalışmalarımızda bilhassa; istinaf incelemesinin duruşma açılmaksızın gerçekleştirilmesi , incelemenin usule aykırı şekilde yürütülmesi ve bağlantılı suçlar bakımından istinaf incelemesi sonucunda dosyaların bölünmesi riskine dikkat çekmiş olup, sözkonusu sorunların adil/dürüst yargılanma hakkının sağladığı güvenceleri zedeleyebilecek nitelikte olduğunu vurgulayarak, bunların giderilmesine yönelik önerilerimizi ortaya koymuş, bağlantılı ceza davalarında hükmün kısmen kesinleşmesi durumunda, temyiz denetimine tabi olmayan hükmün kesinleşerek infaz edilebilir hale geldiğini, kesinleşmeyen hükmün bu infazın ertelenmesine veya durdurulmasına engel olmadığını, bu sakıncalı durumun ortadan kaldırılmasının ancak bir kanun değişikliği ile mümkün olduğunu ifade etmiştik.

Maddi ve Manevi Varlığın Korunmasında Etkili Kovuşturma Yükümlülüğü
06.06.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz

Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa m.17/1 ile güvence altına alınmıştır. Bu hak; İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) sisteminde, m.8’de düzenlenen özel hayata saygı hakkı ve bazı durumlarda m.3’de düzenlenen işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında korunmaktadır. Devletin; kişinin maddi ve manevi varlığına keyfi müdahalede bulunmama şeklinde “negatif yükümlülüğü”, ayrıca kişinin maddi ve manevi varlığını öngörülebilir her türlü tehlikeden, bilhassa üçüncü kişilerin saldırılarından koruma şeklinde “pozitif yükümlülüğü” bulunmaktadır.

Adli Kontrol Tedbirinde Azami Sürenin Belirlenmesi ve Kanun Yolları Bakımından Tutukluluk Tedbiri ile Karşılaştırmalı Değerlendirme
18.04.2026 / Prof. Dr. Ersan Şen, Doç. Dr. Erkan Duymaz

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.109 ve devamında düzenlenen adli kontrol müessesi ile ilgili olarak uygulamada birçok sorunla karşılaşılmaktadır . Adli kontrol tedbirleri için Kanunda öngörülen azami sürelerin hesaplanmasında istinaf ve temyiz yolunda geçen sürelerin dikkate alınmaması sorunu bunlardan biridir.