Notice: Undefined variable: grid_data in /home/u8284090/sen.av.tr/assets/php/function.php on line 84
“12. Yargı Paketi” Kapsamında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Öngörülen Değişiklikler
02.07.2026 / Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık Özel Hukuk Departmanı
Kamuoyunda “12. Yargı Paketi” olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da diğer bazı kanunların yanında Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun önemli maddelerinde de değişiklik yapılmaktadır. İşbu yazıda, ilgili değişiklikler hakkında bazı değerlendirmeler yapılmıştır.
1. Belirsiz Alacak Davası Yürürlükten Kaldırılmıştır
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dava türlerinde getirilen önemli değişikliklerden birisi kuşkusuz belirsiz alacak davasıdır. Bu dava ile alacağın miktarını tam olarak tespit edemeyen davacıların belirsiz alacak davası açarak zamanaşımı ve faiz konusunda yaşayabilecekleri dezavantajların önüne geçilmesi amaçlanmıştı. Ne var ki, bu dava türünün 15 yıllık uygulamasında çeşitli sorunlar ortaya çıkmış, bunlardan bazıları belli ölçüde yargı kararlarıyla çözülebilmişti. Yeni yargı paketinde bu dava türünü düzenleyen HMK m. 107 kaldırılmaktadır. Buna ilişkin gerekçe şu şekildedir:
“Maddeyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır. 6100 sayılı Kanunla kabul edilen belirsiz alacak davası, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulamada çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Özellikle hangi alacaklar için belirsiz alacak davası açılabileceği noktasında tereddüt bulunmaktadır. Bu durum, yargılamaların uzamasına neden olabilmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru üzerine verdiği çeşitli ihlal kararlarında, belirsiz alacak davası olmadığı hâlde bu şekilde açılan davaların reddedilmesini, Anayasanın 36 ncı maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetine aykırı bulmuştur. Zira yargılama bu şekilde kesinleştiğinde alacağın zamanaşımına uğraması söz konusu olabilmektedir. Alacağın tam ve kesin olarak belirlenemediği durumlara özgü olarak açılan belirsiz alacak davası, özellikle alacağın tamamı bakımından zamanaşımını kesmektedir. Bu husus, belirsiz alacak davası açan tarafın en önemli hukuki yararlarından biridir. Teklifle, Kanunun 109 uncu maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, kısmi dava açan tarafa ıslah hakkını kullanmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere alacağın kalan kısmını talep etme hakkı verilmekte ve zamanaşımının davanın açıldığı tarihten itibaren kesileceği hükme bağlanmaktadır. Bu nedenle, belirsiz alacak davasının sağlamış olduğu hukuki yarar, kısmi dava ile sağlanmış olacağından madde yürürlükten kaldırılmaktadır.”
Bu kapsamda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kısmi davayı düzenleyen 109’uncu maddesine dördüncü fıkra eklenmiştir. Buna göre, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda, talep konusu aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Belirsiz alacak davasına ait bazı avantajların buraya alındığı görülmektedir. Bu değişiklik yapılırsa kısmi davanın uygulaması önemli ölçüde artacaktır. Yine davacıların, zamanaşımı tehlikesi ortadan kalktığından daha az yargılama harcı ödemek amacıyla son derece düşük dava değeriyle davalarını açabileceği söylenebilir. Bu durum, silahların eşitliği ilkesi bakımından problemler doğurmaya müsaittir.
2. Duruşmalar Arasındaki Sürenin 3 Aydan Fazla Olamaması
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147 nci maddesine eklenen fıkrayla “(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.”
Değişiklikte temel amaç yargılamanın hızlandırılmasıdır. Bununla birlikte, sorulması gereken soru şudur: Yargılama acaba duruşmalar arasındaki süre uzun olduğu için mi yavaştır yoksa duruşma öncesi yapılması gereken işlemler yapılamadığı için mi duruşma süreleri arasında süre uzundur? Kuşkusuz bu değişiklik, ancak diğer düzenlemelerle birlikte ele alınırsa bir anlam kazanabilir.
3. Diğer Düzenlemeler
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 149 uncu maddesine, üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiştir:
“(4) Ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmasına karar verilenler hakkında, 154 üncü maddenin üçüncü fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ikrar, yeminin edası, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat, davayı kabul ile sulh olma hâlleri hariç olmak üzere, elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmaz.”
Kanunun 166 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
“İlk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bununla bağlıdır.”
Kanunun 168 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
“Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme kararına karşı sadece istinaf yoluna başvurulabilir. (2) İlk derece mahkemelerince verilen ayırma kararlarına karşı istinaf yoluna; bölge adliye mahkemelerinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında ise temyiz yoluna, ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına, bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenme; Yargıtayda ise bozma sebebi teşkil etmez.”
Davanın birleştirilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı kapsamında yapıldığı görülmektedir. Nitekim gerekçede şu ifadeler yer almaktadır:
Anayasa Mahkemesinin 17/6/2025 tarihli ve E: 2024/237, K: 2025/137 sayılı kararı ile maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." ibaresi iptal edilmiş; iptal kararı 25/9/2025 tarihli ve 33028 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Anayasa Mahkemesi; aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararının ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlamasına ilişkin kuralı, kanuni hâkim ilkesine aykırı bularak iptal etmiştir. Yapılan düzenlemeyle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesini de karşılayacak biçimde, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilen birleştirme kararının ancak kesinleşmesiyle birlikte ilk davanın açıldığı mahkemeyi bağlayacağı hüküm altına alınmaktadır. Teklifle, Kanunun 168 inci maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, bu maddede yapılan değişiklikle uyumlu olacak şekilde, aynı yargı çevresinde bulunan aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasında verilen birleştirme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıkça düzenlenmektedir. Her iki değişiklik birlikte değerlendirildiğinde, bu konuda verilen kararlara karşı esas hükümle birlikte istinaf kanun yoluna başvurulması zorunluluğu bulunmaksızın, birleştirme kararına karşı müstakilen istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir.


