Notice: Undefined variable: grid_data in /home/u8284090/sen.av.tr/assets/php/function.php on line 84

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na Göre Davanın Tamamen Islahı ile Kısmen Islah Ayrımı ve Bu Ayrımın Pratik Sonuçları

11.05.2026 / Ersan Şen Hukuk ve Danışmanlık Özel Hukuk Departmanı

Hukuk yargılamasında ıslah, özellikle iddianın veya savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamında kalan usul işlemlerinin yapılmasına imkan sağlayan ve yargılamada sadece bir kez kullanılabilen taraf usul işlemidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ıslahın bir tanımı olmadığı gibi, ıslahın türlerinden olan kısmen ıslah ve tamamen ıslahın unsurları da düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte, her iki kavramının birbirinden ayrılmasının yargılama bakımından önemi mevcuttur. İşbu yazımızda, iki kavram ile kastedilen şeyin ne olduğu açıklamış ve bu ayrımın yargılamadaki sonuçları üzerinde durulmuştur.

Tam ıslah ile davacı talep sonucunu yahut bu talep sonucunu haklı gösteren vakıaların tamamının değiştirir. Bunun dışından kalan diğer değişiklikler ise kısmen ıslah olarak adlandırılabilir. Örneğin, davacının davalıdan tapu iptali ve tescili istediği bir davada talep sonucunu tazminata çevirmesi durumunda tam ıslah söz konusudur. Zira burada talep sonucunun tümü değiştirilmiştir. Buna karşın, davacının davalıdan 100.000 Türk Lirası istediği bir davada, talep sonucunu aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan kalan alacağını ekleyerek 150.000 Türk Lirası istediği durumda artık kısmen ıslah söz konusu olur. Çünkü bu durumda talep sonucu tümden değiştirilmemiş; bilakis, talep edilen miktar yükseltilmiştir.

Davanın tamamen ıslahı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 180. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Bu maddenin yorumlanmasıyla birlikte şu sonuçlara varılabilir:

- Davanın tamamen ıslahı sadece davacı tarafından yapılabilir. Zira maddede dava dilekçesinin sunulmasından bahsedilmiştir.

- Bir haftalık süre içinde yeni dava dilekçesi verilmemiş ise ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Başka bir deyişle, davanın reddi veya dosyanın işlemden kaldırılması gibi bir sonuç doğmaz. Bununla birlikte, maddede ıslah hakkının kullanılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Bunun anlamı, davacının artık o yargılamada herhangi bir işlemin ıslahını isteyemeyeceğidir. Zira hukuk davasında ıslah sadece bir kez başvurulabilen yoldur.

Kısmen ıslah ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 181. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Bu maddenin yorumlanmasıyla birlikte şu sonuçlara varılabilir:

- Davanın kısmen ıslahına hem davacı hem davalı başvurabilir. Çünkü bu maddede, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 180. maddesinde olduğunun aksine dava dilekçesinin verilmesinden bahsedilmemiştir.

- Bir haftalık süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, davaya kaldığı yerden devam edilir. Yani davanın reddi veya dosyanın işlemden kaldırılması gibi bir sonuç doğmaz. Bu bakımdan davanın tamamen ıslahı ile kısmen ıslahı arasında bir fark yoktur. Buna karşın, ıslah hakkının kullanılmış sayılıp sayılmaması bakımından önemli bir fark bulunduğu hususu vurgulanmalıdır. Çünkü kısmen ıslahın düzenlenmiş olduğu maddede, ıslah hakkının kullanılmış sayılmasına ilişkin bir hüküm mevcut değildir. Dolayısıyla bu sürede işlemi yapmayan ilgili tarafın daha sonra ıslaha başvurmasına engel bir durum yoktur.

Görüldüğü üzere, tam ıslah ve kısmen ıslahın unsurları bakımından kanunda bir düzenleme olmasa da her iki kurumun birbirinden farklı olduğu ve yargılamada farklı sonuçlar doğurabileceği görülmektedir. Yakın tarihli bir içtihadı birleştirme kararında, “hukuk yargılamasında dava dilekçesinde yer almayan bir talebin kısmen ıslah yoluyla davaya dahil edilemeyeceği” söylenmiştir. Kararın gerekçesi henüz yayımlanmamıştır. Bununla birlikte, karardan yasaklanan şeyin kısmen ıslah olduğu, yani tamamen ıslahın hala mevcut olduğu hususuna vurgu yapılmalıdır. Dolayısıyla örneğin talep sonucunda sadece müdahalenin önlenmesinin istendiği bir davada, ayrıca tazminat talebinin kısmen ıslah yoluyla yapılmasının mümkün olmadığı, bu tazminat talebinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 180. maddesinde düzenlenen tam ıslah yoluyla, yani yeni bir dava dilekçesinin verilmesi yoluyla ileri sürülebileceği söylenebilir. Bununla birlikte, net bir tespit yapılması için ilgili içtihadı birleştirme kararının gerekçesinin beklenmesinde fayda vardır.